Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Memento



  
Hatırlamak Ya Da Hatırlamamak. İşte Bütün Mesele Bu!

Eğer kafanızın karışmasını istiyorsanız, doğru adrestesiniz. Yönetmen
 Christopher Nolan'ın parladığı film Memento'da anılar,olaylar,yalanlar,kişiler,kimlikler birbirine giriyor. Teker teker ayıklamak da size kalmış.

Yıllardır "Memento ne karmaşık filim yea!" tarzı laflar duyduğum için midir
 bilmem hep kendisinden uzak durmaya çalıştım. Belki aptal olduğumun
 kanıtlanmasını istemiyordum. Ancak en büyük aptallığı filmi uzun bir süre
 izlememekte yapmışım. ( Filmi de çok rahat anladım. Fazla yoğunlaştığımdan
 mıdır nedir acep.)

Başrollerinde Guy Pearce,Carrie-Anne Moss ve Joe Pantoliano nun oynadığı
 bu güzel ve güzide filmimizin konusu şöyle:

Leonard gözlerini açtığında kendisini bir otel odasında bulur. Oraya 
nasıl geldiğini, ne kadar süredir orada olduğunu bilmemektedir. 
Belki üç gün, belki üç ay...

Kalkar ve aynaya bakar. Tersten yazılmış yazıları aynanın 
yansımasında normal okur.  Daha sonra kolundaki ve bacağındaki dövmelere
 bakar. Çekmecesindeki not defterini alır ve okumaya başlar. Karısını birisi 
tecavüz ederek öldürmüştür ve Leonard da bu sırada başından
yaralanmıştır. O zamandan beri hafızası 10 dakikada bir silinmektedir.
 Kendisini, ne yaptığını ve amacını hatırlatması amacıyla her yerine dövme
 yaptırmış, notlar almış,tanıştığı insanların
fotoğraflarını çekip saklamıştır. Hafızası kayıp bir şekilde karısının katilini 
aramakta ve ondan intikam alacağı günü beklemektedir.
                                                                      
            Spoiler
Sondan başa doğru on dakikalık bölümlerle giden film aslında
 sonundan başına doğru izlense çok daha rahat anlaşılabilir
 gibi geldi bana.
         Spoiler

İnsanların kendi çıkarları için hiçkimseyi kullanmaktan çekinmeyeceğinin
 de belirtildiği bu filmde aslında başta kötü niyetli olmayan insanların
 Leonard'ın acizliğinin geçmediğini fark edince onun
kafasını karıştırıp istediklerini yaptırmaları, bir bakıma
 Leonard'ın hayata tutunmasını da sağlıyor.
Çünkü eğer karısını öldüreni bulmak gibi bir gayesi olmasaydı çoktan 
bu hastalık onu yener,o da bir köşede sessizce ölümü beklerdi. 
Leonard ise karısının katilini bulma umuduyla kendini
yaşama bağladı ve devam etmek için kendine bir neden yarattı.
 ( Çok da iyimserimdir böyle.)

Masum değiliz hiç birimiz mottosu filmin bu karışık örgüsünün
içinde oldukça doğrudan verilmiş
bir mesaj aslında.

Filmde en sevdiğim bölüm; (aynı zamanda Leonard'a ençok acıdığım bölüm) 
Natalie'nin ona her şeyi anlatıp, ağzına geleni söyleyip 
"On dakika sonra zaten unutacaksın." demesi, evden çıkması
ve iki dakika sonra dövülmüş numarası yapıp eve tekrar 
geri dönmesi.Leonardîn onun cidden
dövüldüğünü sanıp şeker kız kendi saflığında ona yardım etmeye
çalışması.(yazık yav)

Eğer dikkatli izlenilir ve parçalar düzgün bir şekilde birleştirilirse 
anlaşılmayacak bir yanı yok bu filmin. 
Karışık olay örgüsüne rağmen senaryoda boşlukların bulunmaması
 ise Christoper Nolan'ın başka bir başarısı.

QuickEdit

You Might Also Like

2 yorum

Infinyteam