Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Funny Games U.S.




"Saykodelik" filmeriyle bilinen Alman yönetmen Michael Haneke'nin 1997 yapımı filminin daha geniş kitlelere ulaşması amacıyla 2007 yılında, senaryoya tamamen sadık kalarak çektiği Amerikan versiyonundan bahsedeceğim ben. Çünkü Alman versiyonunu hiçbir dvd satıcında veya internet online izleme zımbırtısında bulamadım! Beşiktaş'daki torrentden indirilme filmleri 5 liraya satan dükkanlardan alıp kazıklanmak da istemedim doğrusu. Çünkü Amerikan versiyonunun orijinal dvdsini 4.99'a buldum. Bu kazıklanmak değil de nedir?

Kesinlikle orijinal dvd nin yüksek çözünürlüklü görüntüsüyle izlenmesi gereken bir film Funny Games. Ha, bir de; eğer klasik Amerikan gerilimlerinden hoşlanıyor ve alttan alta verilen mesajları çakmayı pek beceremiyorsanız, film sizin bekentilerinizin altında kalabilir. Zira ben filmin adını ve Hakene'nin yönetmenliğini yapığı diğer filmleri  hesaba katarak kafamda psikolojik gerilimin sayko oyunlarla sonuna kadar zorlanacağı bir film kurmuştum. Öyle bir zorlamayla karşılaşmayınca da sıkıldım açıkcası.  Ama  Avrupa burjuvazisine yaptığı göndermeler, filmdeki o ünlü duraklama /başa sarma sahnesi ve seyirciyle yapılan"Böyle bir son istemezsiniz öyle değil mi? Kimse böyle bir sondan tatmin olmaz."  şeklindeki monogloğuyla Hollywood'un beş para etmez gerilim filmlerinin çok, çok ötesinde olduğu su götürmez bir gerçek. 

Filmin Amerika'da çekilmesi aslında Almanya'da çekilmesi kadar doğru bir mesaj vermiyor.( ne dedim ben şimdi?) Yani film, 19. yüzyıl sonlarında zenginleşmiş, üst tabaka insanların o sakin sıradan yaşamlarına çomak- ne çomağı, bildiğiniz kazık sokuyor. Anne- baba- çocuk arasındaki ilişki ve "cinsellik" algısının da çok basit bir oyunla imgelendiği film bana göre hiç mi hiç rahatsız edici değil. Çünkü vahşet var, kan yok. Yani tam benim ağız tadıma uygun :) Ayrıca Michael Pitt'in sıkı bir hayranı olduğumu da dile getirmeden edemeyeceğim burada. 

Şahsi kanaatime göre, filmin ennn rahatsız edici sahnesi Peter'ın Ann'ın evine gelip yumurtaları istediği zaman yaşananları konu edendi. Böyle yumurta istiyor, yavşak gibi ama değil gibi de olan tavırlarla. Kırıyor onları sonra. Diyorsun ne olacak acaba? Nasıl ele geçirecekler evi? Filmin ilerleyen dakikalarında hamleler klasikleşiyor ve tahmin edilebilir hale geliyor. Ancak önemli olan kimin bacağı kırıldı, kimin ağzı bantlandı değil tabii ki de.  Orada koskoca psikopatımız Michael Pitt dururken hele! 

Filmin en can alıcı, belki de senaryonun simgesel anlatımının en çok fire verdiği bölüm evin babası George'un "Neden bunu yapıyorsunuz?" sorusuna Paul ve Peter'ın verdiği cevaplardı. Pardon pardon, ikilimizin dominant karakteri olan Paul'un verdiği cevaplar olarak düzeltirsek yanılmış olmayız sanıyorum. 

Kimlerdi cidden? Neden zengin ve "kültürlü" Amerikan ailelerini seçip onlara bu işkenceleri uyguluyorlardı? Amaçları neydi? 

Paul cevaplıyor: "Peter çok sorunlu bir geçlik geçirdi. Babası küçükken onu terk etti. Fakir bir ailede büyüdü. Evde her gün şiddet görüyordu. Şimdi bile bazen annesini beceriyor. Yo, hayır şunun suratına bakar mısınız? Fakir bir tipi var mı sizce? Kesinlikle her istediğini alabilecek derecede zengin ve hayatın çok anlamsız olduğunu düşünen bir züppe! Aslında biz de gayiz. Hah! Bahse girerim bayanın (anne Ann) vücudunda bir gram yağ yoktur. Görmek isteriz öyle değil mi Peter? "
Dünyanın neresinde olursak olalım, üst tabaka diye adlandırılan kesimin ateizme daha yatkın olduğunu görürürüz. Ancak bu "akıllı tasarıma karşı olan inançsızlık" daha çok elitizmin bir sonucudur. Yani, bağnaz olan, dini görevlerini yerine getirenler köylü kısımdır. Ateizm üst tabakayı onlardan ayıran bir ayraçtır. Felsefe kitapları okuyarak varılmış bir yargı değil. En az aşağı gördükleri bağnazlık kadar da içi boştur burjuvazinin "inanmamışlığı". Burada da bunu Ann'in hiçbir dua bilmemesinden anlayabiliyoruz sanıyorum. İşin garip yani Peter ve Paul'da bilmiyorlar. Bu da onarın da bu tabakadan olduğuna dair teorimi destekleyen bir kanıt :)

Filmin başında ise Peter Paul'un doktor olduğunu ve George'un kırılan bacağını iyileştirebileceğini söylüyor. Geroge tabii ki  bu sözü dikkate almıyor ancak ben Paul'un cidden de doktor olduğunu düşünüyorum. Aynı seçilmiş ailemiz gibi; iyi eğitimli ,kültürlü, aklı başında. Bir tek farkla, burjuvazinin hakkında -düşünme değil-konuşma zorunluluğu getirdiği hayatta olma ve döngüsel zaman kavramları ile ilgili yargılara varıp bu yargıları da "oyuncakları"üzerinde deneyimliyorlar. Aldıkları sonuç hiç de fena sayılmaz doğrusu.

Velhasıl biraz sıkıldığım için tam olarak , ne anlatıldığını da anlayamadığım bir film oldu. Mesela neden çocuk ilk olarak öldü? Paul, Peter'a sayımda kalanı öldürmesi gerektiğini söylüyordu. Ancak bu da planın bir parçası mıydı?; Bunu söylemek:? Bence öyle. Çünkü geriye iki kişi kalıyor değil mi? 

İyi film iyi.
QuickEdit

You Might Also Like

Hiç yorum yok

Infinyteam