Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Asperger Sendromu (Yüksek İşlevli Otizm) ve Geriye kalanların (Nörotipiklerin) Farkı.


Geçen gün Asperger Sendromu'nun ne olduğundan bahsetmiş ve tanımını yapmıştım. Ayrıca Asperger Sendomu'nun artık var olmadığından, DSM-V tanı kitabında böyle bir sendromdan bahsedilmediğini söylemiştim. Peki Asperger Sendromu yoksa artık ne var? Cevap beni -ve bir çok çevreyi-  tatmin etmeyen cevap: Otistik Spektrum Bozuklukları. Bu bozuklukların içinde Otizm, Atipik, Tanımlanamayan Yaygın Gelişimsel Bozukluklar (Bu ne genel bir isimdir. İnsanın siniri bozuluyor okudukça), Rett Sendromu, Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu yer alıyor. DSM IV tanımında bu bozuklukların yanında bir de Asperger vardı. Şimdi uzmanlar da bu insanlara ne tanısı koyacaklarını şaşırdılar. 
Bir Aspie'nin hayalindeki dünya. Korunaklı morunaklı. Negzel.

Önceki yazımı okumamış olanlar için açıklayayım: DSM, APA'nın (American Psychology Association, Amerikan Psikoloji Derneği) birkaç yılda bir çıkarttığı ve tüm psiko-nerolojik problemlerin tanımının yapıldığı devasa bir kitapçık. Ben internetten indirip işsiz gibi okudum hepsini, evet. 

Asperger Sendromu'nu kaldırdık, peki. Ancak tanı olarak olmasa da halk dilinde insan klasik otizmden ayırmaya çalışıyor bu eski Aspergerlileri. Gayet normal çünkü önceleri, sendrom var olduğu zamanlarda Asperger Sendromu tanısı alan bu kişiler bizim görmeye alışık olduğumuz otistiklerden oldukça farklı bir görüntü çiziyorlardı. O nedenle resmi olmayan High Functioning Autism, Yüksek İşlevli Otizm diye bir tanı uyduruldu. Bazı uzmanlar ve tanı koyucular böyle bir otizm çeşidinin olduğunu  halen iddia etmekteler ancak bunun da DSM'de esamesi okunmuyor.


Ben ayrıştırmanın gerekli olduğunu savunanlardanım. Asperger Sendromu, ''otistik'' dememek için halen kullanılmakta. Peki, Asperger Sendomlu demeyelim. Otistik diyelim. Ancak gene de uymuyor kafamızdaki otistiklere bu insanlar. Dış dünyayla net bağlantıları var. Birçok kişinin bildiği ve alışık olduğu, elini ayapını nereye koyacağını bilemeyen, bağırıp çağıran, ne istediklerini kestiremediğimiz otistiklerle hiç benzemiyorlar. Çoğunun otistik olduğunu bile anlamıyor çevreleri. (Hele ki kadınlar hiç anlaşılmıyor)

Peki  otizmle nörotipik (geri kalan herkes) arasında bir tür gibi duran ancak aslında otistik olan bu insanların farklılığı ne?

Gene geçen yazımda bu yüksek işlevlilerin tanı alması için gerekli olan semptomları saymıştım. Bu semptomların kız çocuklarını tanımlamak için yeterli olmadığını da eklemiştim. Kadınların duygusal zekaları erkeklerinkine oranla daha yüksek olduğundan, yüksek işlevli kadınlar küçük yaştan itibaren sosyal normları ve mimikleri kopyalayabilme, daha rahat iletişim kurma becerisine sahipler. Bu da birçok kadının ve çocuğun tanı almadan hayatlarını sürdürmelerine neden oluyor. Hep bir gariplik olduğunu biliyorlar ya... Bir sonraki yazımda Yüksek İşlevli Otistik kadınların ve kız çocuklarının erkeklerden farkını ve neden çocunlukla tanısının atlandığını anlatacağım. Ancak şimdi sıra ''E dünya ile iltişimleri varsa, garip gurup hareketler de yapmıyorlarsa biz bu insanlara neden otistik diyoruz?''un cevabını vermekte. 


Biraz ironik ancak Aspie'ler ( Bir tanı öyle hop diye ortadan kalmıyor tabii. Kendilerini böyle tanımlıyorlar. Yazması daha kolay olduğu için ben de artık Aspie diyeceğim) aslında tipik otistiklerin yaptıkları tüm hareketleri yapıyor. Ancak onları diğer otistiklerde ayıran özellikleri var; çevrelerinde olup bitenin farkında olmaları. Bu nedenle bu tekrarlayan hareketler çok abartıya kaçmadan, belki yalnızca ailenin dikkatini çekecek düzeyde kalıyor. Vücutlarına olan kontrolleri çok daha iyi olmasına karşın tanı alabilmeleri için gereken şartlardan biri ''motor sakarlık''. Yani aslında onlar da ellerini kollarını nereye koyacaklarını bilmiyor, onlara gösterilen bir hareketi tekrar edemiyor, (beyin bulanması, jimnastik hareketleri, ayakkabı bağcığı bağlama gibi basit hareketlerin karmaşık gelmesi) bisiklet sürme ve yüzme gibi aktiviteleri öğrenmek onlar için çok zor veya imkansız görünüyor. Gene göze çarpacak derecede olmasa da, hemen hepsinin vücut koordinasyon eksikliği var.

E otistikler arada sırada bağırır, neden olduğu da anlaşılmaz. İleri geri dönüp dururlar. Ellerini kulaklarına götürürler. Bu görülmüyor Aspie'lerde. 

Yanlış.

Otistiklerde bu tip durumların görülmesinin sebebi yüksek duyarlılıktır. (Hyper sensibility) Otistikler dünyayı nörotipikler gibi algılamaz. Siz bir algılıyorsanız, onların beş duyu organı bin algılar. O nedenle dukunulmaktan hoşlanmazlar misal. Hemen tepki verirler. Dokunulmanın onlara yarattığı his farklı ve fazladır. Ayrıca neden dokunduğunuzu tam olarak algılayamamış olabilirler. Aspie'lerin çoğu da dokunulmaktan hoşlanmaz. Bazıları sosyal ortamlarda pasif oldukları için size karşı çıkamaz belki ancak dokunulmak en kısa ve net haliyle ''rahatsızlık verici''dir.


Yüksek duyarlılığın en çok görüldüğü diğer duyular ise işitme ve tat alma. Otisik çocuklar çok yemek seçer. Bunu hemen herkes bilir. Ancak nedeni pek bilinmez çünkü sizinle iletişime geçemezler. İşte otistikleri anlamnın yolu Aspie'lerden geçiyor! 

Burunları da çok hassastır ve çok değişik, nörotipiklerin alamadığı kokuları alırlar. Bu kokular da onları iğrendirir. Bazen ağızlarına aldıkları yiyeceğin dokusu dillerine değdiğinde rahatsız olurlar. 

İşitme. Sanırım en korkunç olanı. Otistiklerin ellerini kulaklarına bastırma sebebi. Otistikler sesleri filtreleyemez. Yani siz kalabalık bir ortamda bir arkadaşınız konuşurken ona dikkat kesilir ve geri kalan sesleri  geri plana atarsınız. Maalesef otistik bir beyin bunu yapamaz. Tüm sesler, aynı şiddette duyulur. Yemek yerden sizin ne söylediğinize dikkat kesilemezler. Üç dört kişinin aynı anda konuştuğu ortamlarda bir halt anlamazlar neler konuşulduğundan. Bu da konsantrasyon ve anksiyeteyi artırır doğal haliyle. Aspie'lerin çoğu anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği gibi durumlardan musdariptir. Aspie olmakla birlikte gelen sorunlar değil bunlar, bu dünyada yaşamanın, sosyal açıdan eksik olmanın ve dünyayı bambaşka algılamanın sonucu sosyal anksiyete, depresyon, bi polar bozukluk, obsesif kompulfis bozukluk, blumia gibi hastalıklar geliştirebilir bünyeleri. Kadınlarda en sık görülenlerinden biri de mide rahatsızlıkları.

Görme, ışıklı ortamlara gözleri duyarlıdır. İleriki yaşarla anksiyete ve duyarlılığa bağlı olarak migren gelişebilir. 



Otistikler kendi dünyalarında yaşar, adlarıyla çağırıldıkılarında bile tepki vermezler çoğu zaman. Aspie'ler öyle değil. 

Doğru ve yanlış. Otistikler tamamen kendi yarattıkıları dünyada yaşıyor maalesef. Bunun sebeplerini de yukarıda anlattım. Bu dünya için değiller. Aspie'ler de öyle. Ancak burada Aspie'leri otistik çocuklardan ayıran en önemli noktayı belirtmem gerek: Otistikler genelde 50-60 IQ civarında IQ'yq sqhiptirler. Birçoğunun ''savan yetenekler'' dediğimiz hızlıca matematik işlemleri yapma, müthiş bir hafızaya sahip olma gibi yetenekler zekalarının düşük olduğu gerçeğini ne yazık ki değiştirmiyor. Bu düşüklüğü açıklayan birçok neden var: Bağırsaklarda biriken toksinlerin beyinlerini çok küçük yaşlardan itibaren etkilemesi, beyin gelişimlerinin otizme bağlı olarak henüz 1.5 2 yaşlarında durmaya varacak şekilde gerilemesi. O nedenle bazı otistik öçocuklar 2.5 yaşına kadar son derece normal belirtiler gösterirken, o yaştan sonra bir anda gerilemeye, öğrendikleri her şeyi unutmaya başlarlar. 

Aspie'ler bilindik otistiklerin aksine en az normal seviyede zekaya sahiptir. Bu da 90 IQ puanına tekabül ediyor. Hepsi  dahi değil. Bunun altını çizmek isterim. Ancak kendi dünyalarında yaşamaları (Evet, kendi dünyalarında yaşıyorlar onlar da. Ama zeka seviyeleri onların bu gezegende var olduklarının bilincinde tutuyor. Çevrelerinden haberleri var. Kim olduklarını çok iyi biliyorlar.)  ve sınırlı ilgi alanlarının olması. Gene daha önceki yazımda bahsettiğim gibi, belirli konualra takık olmaları ve o konu hakkında her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilmeleri onları ''çok zekiymiş'' gibi gösteriyor. Tabii içlerinde dehşet zeki olanları, hem çok zeki olup hem de savan olanları da mevcut. Savan neydi? Hani şu doksan katlı matematik işlemlerini hop diye yapan tipler. 



Aspie'ler de saatlerce kendi dünyalarına çekilebilir, bir noktaya saatlerce bakıp hayal kurabilirler. Ancak hayal dünyalarından kalktıklarında, eğer duygusal zekaları ve gelişimleri de iyi denebilecek noktadaysa neler hakkında hayal kurduklarını oturup size anlatabilirler. Bir yemeği neden beğenmediklerini size gerekçeleriyle söylerler. Bu açıdan otizmin en şanslı kesmi olarak adlandırabiliriz Aspie'leri. 

Geriye kalan özelliklerden biri ise değişimden rahatsızlık duymaları. Evet evet aynı bizim minik otistikler gibi. Değişim rahatsız eder onları, kontrollü, ne olup biteceğini bildikleri ortamlarda yaşamayı severler. Bazılarının garip takıntıları olabilir. Her gün aynı saatte aynı şeyi yapmak isteyebilirler. Bunu ben açıklayayım biraz: (Subjektif olacak ancak kusuruma bakmayın) 

Dış dünya korkunçtur. Anlamlandıramadıkları sosyal normlar, ne dediklerini pek anlamadıkları insanlarlar ve beyinlerinin içine işleyen gürültülerle doludur dış dünya. İş sahibi olmaktan da bu nedenle ölesiyle korkarlar maalesef. Hele stresli bir işse akılalrını kaçıracak gibi olurlar. Kendilerinden isteneni en iyi şekilde yapmaya meyilldirler ve tam saatinde gelmeyen, işlerini tamamlamayan kişiler onları rahatsız eder. Patronun yaptıklarını beğenmeyeceği korkusuyla her gün ölüp ölüp dirilirler. Bu nedenle çoğu evde veya gene kontrollü ortamlar olan üniversite, okul gibi yerlerde çalışmayı yeğler. 




Akvaryumda bir balıktır Aspie'ler. Ama doğru yönlendirilirlerse ilgi alanalrında çok yüksek başarılar elde edebilirler. Ancak tabii kendilerini rahat ve güvende hissedebilecekleri bir ortam hazırlamak burada ailelerine düşüyor. 

Not: Aklıma gelmişken, göz teması kurmama, insanlara merhaba vs. dememe, onları öpmek, sarılmak istememe gibi durumlarda onları zorlamayın. Bunlar doğal davranışlar olarak gelmez onlara. Bırakın da göz teması kurmasınlar sizinle. Bu sizi dinlemedikleri anlamına gelmez. Hele terbiyesiz oldukları anlamına hiç gelmez. Genelde sakin, kendi hallerinde insanlardır. Manipüle edilmeye açıktırlar. O yüzden üzerlerine gitmeyin, yazık.












QuickEdit

You Might Also Like

Hiç yorum yok

Infinyteam