Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Anime / Manga Önerileri 1: Tokyo Ghoul (Tokyo Kushu)



Tür: Seinen, psikolojik, doğaüstü, gerilim, korku

Merhaba, 

"Şöyle güzel bir manga okuyasım var ama ne okusam karar veremiyorum"
"Anime olsa da izlesem"  diyen arkadaşlar için başlattığım Anime / Manga Önerileri bölümünün birinci bölümü tüm halkımıza hayırlı uğurlu olsun. Açılışı dönemin ünlü mangalarından, animesi de büyük ilgi gören Tokyo Ghoul ile yapayım dedim.


Ghoul, Türkçe Gulyabani demek. İnsanlar ve evrimleşmiş, gulyabani adı verilen insansı varlıklar arasındaki savaşı anlatıyor Tokyo Ghoul. 

Hangi yılda geçtiğini bilmiyoruz. Ancak teknolojik aygıtlara bakarak bizim dönemimizde ancak paralel bir evrende geçtiğini söyleyebilirim. Etrafta insan yiyen varlıkların cirit attığı, Tokyo'nun 1. Bölge, 2. Bölge dye ayrıldığı bir evrende. 

                              Kaneki'nin gulyabani olarak ilk günleri. Gulyabani tarafını kontrol edemediği için göz bantı takıyor. O nedenle de ajanlar arasında "The Patched Eye" diye biliniyor o zamanlar. 

Gulyabaniler normal insanlara benzeseler de, insanların yedikleri yiyecekleri yiyemiyor, yalnız ve yalnızca insan etiyle beslenebiliyorlar. Eh, bu da insanlarla aralarında çatışmalara neden oluyor. (Ancak mangadan anladığım kadarıyla insan etinden alından tat da bir başka oluyormuş. )

Animesinin mangası kadar güzel olmadığı yönünde eleştiriler olsa da ben ikisini de seviyorum. Yalnız konusu fazla karışık olduğu ve çooook fazla sayıda karakter içerdiği için birkaç bölüm okududuktan /izledikten sonra "Bu maskeli kimdi şimdi? Bu ölmemiş miydi geen sezon ya?"  gibi sorular kafanızda uçuşabilir. Seinen türü bir manga olduğu için karanlık ve karmaşık atmosferi biraz beyninizi yakabilir. Animesi Amerika'da sansürlü yayınlanıyor bu arada. İnsan yemeli, işkenceli mişkenceli bölümleri çok. Ama korkmayın. Valla billa çok güzel anime.

Kaneki'ye organ nakli yapıldıktan sonrası.

Hikayenin baş kahramanı Kaneki Ken. Japon Edebiyatı okuyan, kitaplara düşkün Kaneki'nin bir gün sürekli bir kafede gördüğü, aynı masaya oturup aynı kitabı okuyan kıza buluşma teklif etmesiyle başlıyor. Birlikte kitaplardan bahsediyor, gülüp eğleniyorlar. Kız "Dışarısı tehlikeli. Benie ve bırakabilir misin?" diye soruyor. Kaneki durur mu? "Tabii tabii ehemehe" diyerek kıza evinin kapısına kadarar eşlik ediyor. Sonrası işte biraz şey. Yani... Normalde kız "Gel bir lahve iç" der, çocuk eve girer filan. Biz böyle görmüşüz filmlerden. İşte böyle olmuyor. Kızın sırtından birden sonradan adının "kagune" olduğunu öğrendiğimiz böyle yılanımsı desen değil, vıcık vıcık dört tane organ çıkıyor. Amacı anladınız herhalde. Evet, Kaneki'yi yemeye çalışıyor. 

Kaneki'yi inşaata kadar kovalıyor bu masum görünümlü gulyabani arkadaşımız. Ancak üzerlerine bir vinç düşüyor. Kız oracıkta ölüyor. Kaneki ağır yaralı kurtuluyor. Kızın organları Kaneki'ye naklediliyor ve gene evet, Kaneki bir yarı-gulyabani olarak uyanıyor güne. 

Hamburger yiyemiyor, limonata içemiyor. "Böyle hayatın ben taaa..." diyor, gene fayda etmiyor. Bakıyor, sokaktan geçen çoluck çocuğu görünce ağzı sulanıyor, anlıyor o zaman başına neler geldiğini. 
Kaneki'nin yavaş yavaş kontrolü kaybedişi.


Sonradan da Kaneki ve dostu Hide'nin sık sık gittiği bu kafenin aslında gulyabanilerin toplaşma yeri olduğunu, böyle buluşma muluşma ayağına milleti yedikleri (yemek fiili burada gerçek anlamda kullanılmıştır) ortaya çıkıyor. Ne mi oluyor sonra?  (Bundan sonrası heeeeep SPOİLER)

Dedim ya, çok karışık bir öyküsü var. Organ değiştirme işinin aslında büyük bir deneyin parçası olduğu ortaya çıkıyor. Kaneki'yi yemeye çalışan kızın aslında bu grup tarafından arandığı ortaya çıkıyor. Koku duyuları çok gelişmi olan gulyabaniler kızın kokusunu Kaneki'de alınca bunu götürüp yer misin yemez misin girişiyorlar. Ne girişmesi, on gün boyunca ayak parmaklarını çekip (tırnak değil. Parmak komple. Gulyabnilerin çabuk yenilenme gücü de var. İnsanların birbirini yiye yiye evrilmiş hali gibi düşünün) kopartıyor bu gruba dahil Jason adındaki manyak. Etmediği işkence kalmıyor. Çizgi çocuk izlerken bile midem kalktı yaptıklarına. Ne çektin Kanekiiiiiiii!!

Bu da günlerce akıl almaz işkenceler gördükten sonra saçları beyazlayan, tırlatmış Kaneki. Yamam gulyabani sıtafını almak üzereyken.

Bizim Kaneki işkenceden delirip bu Jason adlı manyağı yiyor (Evet ablalar abiler. Kaneki sıyırıyor bundan sonra) Gulyabanilerin üstünlüğünü savuna gruba katılıyor ve yarı insan yarı gulyabani olduğu için "Zaten hemırkımı yemek zorundayım. Onun yerine tiksindiğim gulyabanileri yiyeyim" gibi çaprşık bir mantık yürütüp önüne gelen gulyabaniyi çatır çutur yiyor ve yalnızca gulyabani yamyamlarında görülen "kakuja" adlı bir organ geliştirmeye başlıyor. İnsan yiyeni böyleyse gulyabani yiyeni ne hale geliyor bir düşünün. 


Kakuja bu. Normal, yani yalnızca insan yiyen gulyabanilerde kagune denen, genelde dört kısımı organlar bulunurken yamyam gulyabaniler zamanla kakuja geliştirmeye başlıyorlar. Kakujanın şekli ve gücü, gulyabaninin psikolojisine ve zekasına göre değişiyor.


Bu arada bir de bu gulyabanilerin peşinde dolaşan ajan arkadaşlarımız var. Öldürdükleri gulyabanilerin kakugelerini (eğer bulabilirlerse kakujaları ancak yamyam gulyabani sayısı çok az) alıp silah yapıyor ve bu kakugelerle gene gulyabanilere saldırıyorlar. Sonra testler sonucunda yapay- gulyabani haline gelen polisler de göreceğiz Tokyo Ghoul:re serisinde çok şukela olacak.
Henüz Kaneki "Beginner Gulyabani" iken sahip olduğu kagune.

Ajanların ajanı, elinden tek bir gulyabaninin kurtulamadığı Armin kişisi, Aogiri Savaşı sırasında (Savaşı da anlatmayayım artık. Canınız istiyorsa oturun izleyin veya okuyun. Zaten bir savaş on bölüm sürüyor. Bitmek bilmiyor bir türlü. Hangi birini anlatayım?) Kaneki (a.k.a One-Eyed- Ghoul veya kakujesinin aldığı şekilden solayı Centipede) Armin ile karşı karşıya geliyor ve BOUM!


Tokyo Ghoul serisi burada bitiyor ve Tokyo Ghoul:re başlıyor. Armin- Kaneki kapışmasından üç yıl sonrasını görüyoruz. Seri hala devam etmekte. Gene savaşıyorlar çat çut. Kaç cilttir sürüyor savaş. Anam ortada gulyabani bırakmadı bu ajanlar. 



Bu arada özellikle asıl iyi olan taraf kim? Aslında hepsi kötü peeh! Gibi bir mesaj verme çabasında değil manga. Daha çok Kaneki'nin ve bazı yan karakterlerin (o kadar çoklar ki!) iç çatışmalarına ayrılmış bu mesaj verme kısmı. Büyüklere hitap eden bir manga olduğu için de ders vermekle pek ilgisi yok.


Ayrıca şunu da muttttlaka belirteyim; serinin Sui İshida mahlasını kullanan mangakasının en sevdiği yazar Haruki Murakami. Kaneki ve Armin'in kitap düşkünlükleri, arada kullanılan referanslar, Kaneki'nin kendisini Gregor Samsa'ya benzetişi hep bundan. 


QuickEdit

You Might Also Like

Infinyteam