Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Anime / Manga Önerileri 22: Prison School


Tür: Komedi, Romance, Seinen


Birkaç gündür yazmadım, içime dert oldu. İnsan alıştı mı bırakamıyor şu blog meretini. Yazılacakların bir listesini çıkarttım, ben yazmadıkça o liste de uzadııı gitti. Daha çoook malzemem var anlayacağınız (:



Yazmama sebebim nasıl açıklayacağım bilmiyorum. Şey.. Ya ben Tokyo Ghoul forumlarında teori tartışıyordum milletle vaktim olmadı hiç :'( En son lise yıllarımda uğraşmıştım bu forum işleriyle. Ancak Tokyo Ghoul:re'nin 61. bölümünü okuduktan sonra dayanamadım ve bir anda kendimi çılgılar gibi teori üreten güruhun içinde buldum. Tokyo Ghoul ile ilgili de yazacağım tabii! Off o kadar çok şey var ki! Hayatta başka derdim yokmuş gibi sabah akşam Tokyo Ghoul düşünüyorum.

Tokyo Gulu Gulu'yu bir kenara koyalım; şimdi sıra mükkkeeemeeel bir mangada / animede: Prison School!


İlk başta belirteyim, bu başyapıtı lise çağındaki kzılarımızın beğeneceğini zannetmiyorum. Hayır hayır, ezmek manasında değil, yalnızca yapılan espirilerden pek haz alamayacaklarını sanıyorum. Rahatsız bile hissedebilirler kendilerini. Manga zaten Seinen. Yaşça büyüklere hitap ediyor. İçinde bol bol da ecchi var ancak o hikaye o kadar komik, o ecchiler o kadar gerekli ki insan kendini çok saçma bir şeye gözlerinden yaşlar gelerek gülerken bulabiliyor. Şimdi ayırım yapmayayım, lise çağındaki hatunlar da sever. İzleyin ya rahat olun (:


Hikaye aslında çok basit. Zaten Prison School'u Prison School yapan hikayenin işlenişi. Absürd komedi seven herksin koşarak izlemesi gerek.


Yalnızca kızların gittiği bir koleje, kolejin tarihinde ilk defa erkeklerin de yazılmasına izin verilmiştir ve ilk sene okula beş erkek yazılmıştır. Yüzlerce kızın içinde "bir eli yağda bir eli balda" yaşama hayalleriyle okula kaydolan bu beş sapımız, kendilerini  bir anda ardı arkası kesilmeyen  trajikomik olaylar silsilesinin içinde bulur.

Beşi de birbirinden ezik ve kızlarla konuşmaktan aciz kahramanlarımız bir gece -okul yatılı- kızlar banyosunu gözetlemeye çalışırken suçüstü yakalanır ve "Underground Student Council" ( Yeraltı / Gizli Öğrenci Konseyi) trafından bir aylık "hapis cezasına" çarptırılır. Ele verilirlerse okuldan atılacaklarını ve ailelerine yaptıkları işler haber verileceği için hapis cezasını kabul eden saplarımız bir ay boyunca toplamda zaten üç üyesi bulunan gizli konseyin üyelerinin çeşitli işkencelerine maruz kalır.



Hikayenin baş kahramanı, hapsedilen mağdur saplarımızdan Kiyoshi, hapse atılmadan hemen önce sınıfının en güzel kızından -Chiyo- randevu kopartmayı başarmıştır. İki hafta sonra sumo güreşi izlemek için sözleşmişlerdir. Ancak tabii Kiyoshi'nin hapse girmesi ve 7/24 yeraltı kızlarımız tarafından seksüel-komik işkencelere maruz kalması işi biraz zora sokar. Kiyoshi ve Kiyoshi'nin orta okuldan arkadaşı, egzantrik-manyak geek Gakuto ile kaçış planları yapmaya başlar. Çin İmparatorluğu Üç Krallık Döenmi'ne takık olan ve o dönem ile ilgili insanların canını çıkartacak kadar geveze olabilen Gakuto'nun Üç Krallık kahramanlarının figürinlerini alabilmek için yaptıklarını izledikçe / okudukça gülmekten midenize kramplar girecek. Hele ki osuruk sesi kaydetme amacıyla yaptığı fedakarlık gözlerinizden yaşlar getirecek, sandalyeden düşeceksiniz, üstünüz başınız Uludağ Limonata olacak.


Şimdi bir düşündüm de, o kadar çok sevdiğim karakter var ki hangi birinden başlasam, hangi birinden bahsetsem bilemiyorum! Ay çok heyecanlı!



Beş sapımızla uğraşan, Andre'ye "A Slave's Journal" isimli bir günlük tutturup kafayı yedirten, Underground Student Council'in başkan yardımcısı Meiko, saplarımıza göz açtırtmayan kareteci, Underground Student Council'in sekreteri deli-sapık-çılgın-sakar Hana (Kiyoshî'nin yanlışlıkla kendisini ormanda tuvaletini yaparken görmesi sonucu kafayı sıyırıp "Ben de sana aynısını yapacağım. oksa önce seni, sonra kendimi öldürürüm!" diye Kiyoshi'ye yapmadığını bırakmaması unutulmaz. Daha da abartmaz diyordum. Abarttı. "Yok canım artık bırakır peşini çocuğun" dedim, bırakmadı. İnat etti, muradına erdi. Ne manyak hatunsun sen Hana!)



Bir de tabii ki Underground Student Council'in başkanının ve Chiyo'nun babası, okulun başı "Chairman". Her cümlenin son kelimesini vurgulaması, sürekli kızına yakalanması zaten yeterince komikken beş sapımızın okuldan atılıp atılmama kararını "Boobs or Butts?" sorusunu yönelterek, beşinin vereceği cevaba göre vereceğini açıklaması, akabinde cevabın "butts" olduğunu bilen Kiyoshi'nin tezini savunmaya çalışırken gaza gelmesi, kendini tutamayıp "buttlara" methiyeler dizmeye başlaması ve Chairman'in sonunda dayanamayarak Kiyoshi'ye sarılması olayı aklınıza geldikçe gülmekten öldürecek sizi. Öldürmezse gelin, "Öldürmedi" deyin.

Dizisi çekildi bile!


Benim en unutmadığım ise; Meiko Andre ile bilek güreşi yaptığı sırada Mekio'nun gözüne takılan şeyin Meiko'yu yavaşlatması, Meiko'nun o an aklından geçenler ve Kiyoshi'nin "Allah Allah. Bu kız çok güçlüydü. Ne yavaşlatmış olabilir bu kızı? Çok ilginç..." diye düşündüğü sahne.

Kısaca içinde bol bol komedi, bol bol zekice plan ve bol bol seksüel göndermeler barndıran, komedi gibi komedi Prison School. İngiliz usulü komedi değil tabii bahsettiğim. Sonradan "Ay ben çok yanlış gelmişim :/ :/" demeyin.











QuickEdit

You Might Also Like

Infinyteam