Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Werther: Yüzyılların Genci!


Goethe-Genç Werther'in Acıları adlı kitabı aslında uzun bir süre daha yazmayı planlamıyordum. Çünkü tek bir seferde bu kitapla ilgili olan duygu ve düşüncelerimi anlatabileceğimi zannetmiyorum.Belki yeni şeyler eklemek istediğimde editlerim bu yazıyı (:


Bu zaman diliminde birçok kişinin hemfikir olduğu şey; Genç Werther'in Acıları'nın gençlerin üzerinde yadsınamaz bir etkisi olduğudur. Tıpkı benim gibi bu kitabı ergenlik diye tabir ettiğimiz lise çağında okumuş insanların ruhlarının,kalplerinin gizli saklı bir köşesinde eminim ki hiç olgunlaşmamış bir Werther kalacak.

Romantizm akımınının getirilerini bu derece mükemmel ortaya koyan başka bir roman daha var mıdır acaba? Gerek tekniği, gerek sözcüklerdeki ahenk ve duygulanımcılık  Goethe'nin şu anda hala saygıyla ve beğeniyle anılmasının nedenini açıklıyor desek yanlış olmaz.

İnsan bir kitabı okuduğunda ağlar mı? Bir intihar mektubunu sanki kendisininmişcesine ,yazdıktan sonra tekrar eline alıp nasıl yazdığını kontrol ediyormuş gibi bir duygulanıma kapılarak okuyabilir mi? Kendisini bu derece büyük ve ilahi bir aşk yaşayan bu gençle bu kadar özdeşleştirebilir mi?

Goethe yapılamayanı yaptı bu kitapla. Aslında anlatmak istediği kendisiydi belki de. Bu konuda oldukça çok yorumlar yapılmakta. Zamanında iyice araştırdığım için bunları blogda bahsetmem hiç de zor olmayacağa benziyor (:

1774 yılından size doğru uzanan ve taa kalbinizin en derinliklerine dokunan bu el aslında zamanında Goethe 'nin boğazına da yapışmıştı. 

Goethe 1772 yılında, yani henüz yirmi üç yaşındayken Alman Yüksek Mahkemesinde asistan olarak çalıştığı sırada Charlotte Buff 'a aşık olur. Charlotte nişanlıdır ve bu aşk imkansızdır. Ne büyük bir tesadüftür ki Genç Werther'in Acılarında da kahramanımızın aşık olduğu kadının adı Lotte'die ve tesadüfe bakın ki o da nişanlıdır. 

Birçok otoriteye göre Goethe henüz yirmi beş yaşında ve karşılıklı mektuplaşmalar halinde yazdığı bu romanın kahramanı Werther'i, kendisini öldürmemek için intihar ettirtmiştir.  Her ne kadar Werther'in ölümü beni oldukça çok etkilediyse de Goethe'yi bize kazandırdığı için de çok mutluyum!
                          (Werther'in intihar anını gösteren bir resim)

Gel gelelim bu kitabın bu kadar sansasyonel olmasına:
Kitap yayınlandığı 1774 yılında bir anda başgösteren bir "İntihar Salgını" na neden olmuştur. Buna zamanın otoriteleri ve devlet adamları "Werther Salgını" adını vermişlerdir. Önelenemeyen bir şekilde ünlenen Genç Werther'in Acıları çeşitli dillere de çevrilmiş ve intihar salgını tüm Avrupa'ya yayılınca kitabın okunması ve bulundurulması yasaklanmıştır. Tam da  o çağdaki umutsuz aşıklara belki de bir yönden bir çözüm sunan bu kitaptan etkilenmemek neredeyse imkansız.

 Kitap yasaklanmış olmasına rağmen Werther'in sürekli giydiği sarı pantolon ,sarı yelek ve mavi ceket uzun yıllar moda olmuş ve gençler Werther'e olan saygılarından dolayı bu şekilde dolaşmayı uzun süre sürdürmüşlerdir. 

TAPILASI KİTAP!

Biraz da kitabın konusundan bahsedeyim;
Kitap Werther ve arkadaşı Willhelm'in mektuplaşmalarından oluşuyor. Ancak kitabın sonlarına doğru Willhelm konuyu ele geçiriyor ve Werther'in başına geçenleri anlayabilmek için , onun bir kaçış ,yeni bir başlangıç olarak görüp yerleştiği ancak intiharına sebebiyet veren kadınla tanıştığı Wahlheim'a gidiyor.

Werter büyük umutlarla gittiği Walheim'da aşık olduğu Lotte'nin nişanlısıyla evlenmesini sindiriyor ve Lotte ile görüşmeye devam ediyor. Aynı zamanda Lotte'nin eşi olan Albert ile de arkadaş olmaya başlayan Werther, Albert'in Lotte'yi cidden hak ettiğini düşünüyor ve elinden hiçbir şey gelmiyor.Günden güne eriyip biten Werther ise en sonunda kurtuluş yolunu seçiyor: Ölüm. Ancak Werther bunu bir son olarak görmüyor. Cennette Lotte ile yeniden karşılaşacağını ve bu seferki hayatında onunla birlikte olacağından emin bir düşünceyle hayata gözlerini yumuyor. Goethe ise Almanca'yı ustalıkla kullandığını bu romanda tam anlamıyla ispat ediyor.

Bazı kitaplar hayatı değiştirir, bazı kitaplar kendimizi daha iyi anlamamızı sağlar, bizi bize bir adım daha yaklaştırır. Werther Belki de istemeden de olsa intiharı süslü  bir çözüm olarak sundu önümüze ama böylesine çirkin bir şeyi bile inanılmaz bir zariflikle yapmasını bildi. Asil Werther; değerin bilindiği için çook mutluyum!

İşte romanın en sevdiğim bölümü:

"Son defa artık, son defa açıyorum bu gözleri. Ah, güneşi görmesinler, koyu sisli bir gün örtüyor onu. Böyle yas tut artık doğa ana! oğlun, dostun, sevgilin sonuna yaklaşıyor. Bu benzersiz bir duygu, yine de kendi kendine söylemek için, ağaran düşe en yakın o: bu son sabahım!SON!


Bu sözün anlamı yok benim için:son!Şimdi bütün gücümle durmuyor muyum, yarın ise, yerde ölü bir şekilde uzanıyor olacağım. Ölmek! ne demek bu? Bak, ölümden söz ederken bir düş görüyoruz.

Daha benim şimdi, senin! senin, ey sevgili!Ve bir an- kopmuş, ayrılmış- belki ebediyen? Hayır Lotte hayır-Nasıl yok olabilirim ben? Nasıl yok olabilirsin sen?-Biz varız ya!-Yok olmak!-Ne demek bu?

Bu yine bir söz! boş bir seda! Kalbim için hissiz--ÖLÜ..."

Werther... 


QuickEdit

You Might Also Like

2 yorum

Infinyteam