1 Ara 2016

Anime / Manga Önerileri 75: Ergo Proxy

Ergo Proxy
Bölüm Sayısı: 23
Tür: Bilim kurgu, gizem, psikolojik


Kış geldi diye karman çorman bilim kurgu animelerinden mangalarından vaz geçmeyelim diye ben de araya müthişler müthişi Ergo Proxy'i sıkıştırayım dedim.

 Dört bir koldan "Şunu öner bunu öner" diyorsunuz ya, he işte ben size "He" diyorum sonra arkamı dönünce unutuyorum Yemin ederim kendimi düğünlerde peçete üzerine mavi tükenmezle yazılmış şarkı istekleri alan piyanist şantörler gibi hissediyorum. Öyle çok önermemi / incelememi istediğiniz bir şey varsa özelden mesaj atmak yerine mention filan yapın sayfaya yazın. Özellere bakamıyorum bile çoğu zaman. Japon kültürüyle ilgili öneri isteyen biri var, onu unutmadım bak. Bir de Bleach var. Bir de Kuroko no Basuke var. Bir de Haikyuu var. Bir de bir şeyler var işte of ne bileyim ayyy!


Arada bana geliyorlar, az bilinen anime mangalar öneriyorum, arada da böyle popileri. Ergo Proxy popülaritesini sonuna kadar hak eden animelerden olduğu için, blim kurgu severler gönüül rahatlığıyla ekran başına oturabilir. Fazlasıyla kafa karıştırıcı olduğundan dolayı gece yatmadan hemen önce izlemenizi önermiyorum. Yoksa hiçbir şey anlamaz, üzerne bir de saçma sapan rüyalar görürsünüz. Demedi demeyin he.

Büyük bir felakete uğrayan insan ırkının sığındığı Romdo şehrinde AutoReivs adı verilen robotlarla birlikte yaşayan insanoğlunun başı yine ertten kurtulmaz. Bu robotlara Cogito adı verilen bir virüs bulaşır ve olaylar sarpa sarmaya başlar. Bir yandan baş kahramanımız Rei (Re-I)'nin başından geçenlere tanık olurken bir yandan da Proxyler, daha doğrusu Romdo şehri hakkındaki gerçekleri öğrenmeye başlarız.



Kafa karıştırıcı gibi görünen ancak temelde son derece sağlam ve düz bir mantığa dayanan kurguları çok severim. O nedenle Ergo Proxy'i de severim. Rei'yi zaten En Müthiş 20 Kadn Anime Karakteri listeme de almıştım.


Karanlık tema ve bilim kuru sevenleri bu tarafa doğru alalım o halde. Gerçi sevmiyorsanız bile Ergo Proxy'e bir şans verin derim.




27 Kas 2016

Anime ve Manga Önerileri 74: Bagjwi Sayug


Dün Tivitır'dan da çığırdığım üzre bugün bir shounen ai manhwa önerisi yapıyorum arkadaşlar. İki erkek arasındaki duygusal yakınlaşmayı, cinselliğe girmeden anlatan bu soft hikayeler genelikle dişilere yöneliktir ve yine kadın mangakalar tarafından yaratılır. Yani bildiğiniz altın günü yapıyoruz bugün kızlarla. H tabii bu mangaları erkekler okuyamaz diye bir kural yok. Çoğu zaten çok iyi kurgulanmış hikayeler oluyor. Sağlam kurgu seven herkes beğenebilir böyle mangaları yani. Geçen -geçen dediğim de beş altı ay oluyor- shounen ai bir anime film önermiştim, erkekler de çok sevmiş. Doukyuusei'den bahsediyorum. O yüzden ön yargılı olmamak lazım.


Biri yarı vampir diğeri insan iki liseli çocuğun aralarındaki aşkı anlatan Bagjwi Sayug bir Kore webtoon'u. Poterindeki zincirlerle alakalı hiçbir sahne içermediğini de belirteyim öncelikle.



Park Min Gyeom'un vücudu fazla hemoglobin üretmekte, bu nedenle de sürekli kan vermek zorunda kalmaktadır. Yıllar boyu deneyler yapan babası tarafından "kullanılmış" olan Park Min, lisede bir  yarı-vampir ile tanışır. He yok, bazı kurulardaki gibi insanlar vampirlerle neşe içerisinde bir arada yaşamıyor bu kurguda, vampirler gizli saklı yaşıyor yine. Ancak Park Min, sınıf arkadaşı Kim Chun Sam'ın vampir olduğunu keşfeder ve bu ikili arasında sembolik bir av-avcı ilişkisi doğar. Kendini üstün, Sam' ise bir çeşit ona ihtiyacı olan köpek yavrusu gibi gören Park Min bu oyunu bir süre sürdürür. Ta ki Sam'in vampir hayatının kendi yaşadığı korkunç hayattan bin kat daha iyi olduğunu görene kadar.



Sonrasında Park Min biraz saçmalamaya başlasa da hikayenin ilerleyen kısımlarında olay yeniden toparlanmaya başlıyor. Annesiz büyüyen Park Min'in psikolojisi çok iiyi anlatılmış. Olayları karakterlerin gözünden görme konusunda arada sırada sorunlar çıksa da genel olarak okunmaya değer bir manhwa Bagjwi Sayug.


Lelouch Geri Dönüyor! Code Geass'ın Üçüncü Sezonu 2017'de!


2006'da rüzgar gibi esip geçen Code; Geass'a üçüncü sezon geliyor!

Otakomu'nun haberine göre ilk iki sezonun yönetmeni Goro Taniguchi ünlü serinin üçüncü sezonu için kolları çoktan sıvadı. Code Geass'ın 10. yılı şerefine çıkacak olan animenin seri mi yoksa film mi olacağı henüz belli değil ancak anime, ikinci sezonun kaldığı yerden birkaç sene sonrasını konu alacak ve baş karakter yine Lelouch olacak. 




Code; Geass izlemediyseniz bakmayın, Spoiler!

Yeni animenin sequel olması "Lelouch öldü mü?" sorularına da yant niteliğinde. Çook önceleri Code Geass hakkında bir inceleme yayınlamıştım. Leouch'un ölmediği kesindi. Ölümsüzlük kazanmış ve C.C. ile yola çıkmıştı. Yine de insanlar bir "Acaba öldü mü ya?" diye soruyordu kendi kendine. Bilhassa Lelouch'a gıcık olanlar diyordu bunu kehkeh. 

C.C.'yi ve Karren'ı da ayrı özledik. Valla ilaç gibi geldi bu haber!

Tokyo Ghoul:re 103. Bölüm İnceleme





Dün çılgınlar gibi işim gücüm vardı. Yine de dedim benim ghouldaşlarımı yalnız bırakmayayım, sonrasnda gittiğim restoranın ortasında çöt diye bilisayarı açıp incelemeyi yazmaya koyuldum. Ancak restoranın interneti yokmuş. Kaldım ortada :O:O:O şeklinde. Biliyorsunuz, şehirlerarası yoluculuk yaptığım gün bile bir kafe bulp inceleme yazmış insanım. Eee, ghouldaşlık böyle bir şey azizim. Bildiğiniz ciddi restoran ortamında masaya laptobu koymuş bir tip wifi şifresi soruyor, garson da bir afalladı tabii. "E, ş-şey yok bizde" dedi. Kısmet değilmiş adfşlasdfşiasdf. 

Ossun, geç ossun güç olmasın. Nedeeen? 

Çünkü Tokyo Ghoul evreninin en dumur bölümyle karşı karşıyayız sevgili ghouldaşlar! 

UNRAVEL SÖYLEDİLER!!

Dün sabah ilk leaklerde herkesin toplaşıp karaokeye gittiği, Kaneki'nin Unravel'ı söylediği yazıyordu. Dedim "Bu kadar da sallanmaz yani yok artık."

 Abooo! Gerçekmiş! :O

Çok saykodelik bir bölümdü. Açılışı Tom Ridlle ile yaptık. Oradan Tsukiyama şarkı söylemeye başladı, öteki taraftan Furuta tüm CCG'yi çekti çevirdi. Aksiyon sahnesi olmayan ancak bayağı tempolu bir bölüm izledik. Bence sensei de çizerken bayağı eğlenmiş. Çok detaylı ve eğenceli çizmiş çoğu kareyi. Onun enerjisi çizgilerine, oradan da bize geçiyor. 

Aha Tom Riddle

Aynı geçen bölüm gibi bir temel hazırlama bölümü okuduk Clownlara dalacaklar. Furuta Clowların desteğiyle çıktı CCG'nin tepesine ancak istediği şeye ulaşmak uğruna "anasnı babasını tanımayan" tiplerden olduğuüüçün Clownları alt etmek istemesi de gayet doğal. Sonradan ayağına ayak bağı olurlar hem. Bence de mantıklı davranıyor. Aferin aferin.

Ui Urie'ye saracak gibi görünüyor bu arada. Nedir arkadaş bu Urie'deki LGBT mıknatısı olayı? Mutsuki, Matsuri derken şimdi de Ui "Urie de iyi çocuk hee" demeye başladı. Gerçi Urie'yi Mutsuki manyağından kurtaracaksa razıym Ui'ye. 

"Ui hangisiydi ya?" diye soracaklar olacak;o kaküllü dedektif, Arima tarafından yetiştirilen. Matsuri'nin arada flört etmeye çalıştığı, benim de uzun zaman kadın zannettiğim. 

Bakın çok bilgece bir laf hazırladım:

Tokyo Ghoul'da cesedi görene kadar kimsenin öldüğüne, Ore veya Atashi diyene kadar da cinsel kimliğine inanma. 

Cümle biraz garip oldu ancak siz mesajı kaptnız. Bu laftan sonra hemmen olayı The Great Wheel Act' e bağlıyorum. 


Act'in üyesi olma şartı insan olmak. E, Nishiki'nin sevgilisi dışında, Kamii Üniversitesi'nde okuyan ve ghoullarla içli dşlı olan kim geliyor aklınıza? EVVEEET HIDE! Touka'nın hala hastanede kimi ziyaret ettiği bilinmiyor. Hide olma ihtimali çooook yüksek. Aklımızda dursun Hide bir köşede. Çıkacak o bir yerden. 

O değil de, çözülecek gizem kalmadı Tokyo Ghoul'da :( Şimdi CCG labratuvarına dalacak bizimkiler. CCG Clownlar'a dalacak, Kaneki "Hepimiz gardaşız" mottosuyla hareket edecek filan... Ben bir üçleme olur diye düşünüyordum Tokyo Ghoul. Hani giriş, gelişme, sonuç gibi birbirinden ayrı üç manga dizisi. Valla sensei çöt diye bitirirse otuz bölüm sonra ben üzüntüden Boku no Pico incelemesi yapmaya başlarım. Sembolizmden girer karakter analizlerinden çıkarım, söyleyeyim.



23 Kas 2016

Anime / Manga Önerileri 73: Nowhere Boy

Nowhere Boy

Tür: Aksiyon, komedi, dram, fantastik, okul hayatı, psikolojik

Bölüm Sayısı: 31 (Manghwa)


Otobüste, markette, tuvalette, yan olabilecek en saçma sapan yerlerde "Önerilecek tonlarca manhwa var! :O" deyi duruyorum. İki dakika sonra da bir dahaki olur olmaz yerde akla düşme macerasında kadar unutuyorum manhwa önermeyi. Öncesinde Dr. Frost'u önermiştim. Şimdiki manhwa biraz daha az bilindik ancak benim favorilerimden. Beni en çok şaşırtan kurgulardan biri de diyebilirim rahatlıkla. "Ne umdum ne buldum" un tam karşılığı, doğaüstü, büyücüler, sihirler, okul hayat o bu şu diye beklerken altından çılgın bir dram çıkan, çok güzel bir manhwa Nowhere Boy.


Manhwa'nın da ne olduğunu açıklayayım; Kore mangası efenim. Gerçi şimdilerde okuduğumuz manhwaların hepsi webtoon. İnce uzun, soldan sağa yazılıyor ve de renkli. Manhwalar ise daha bir manga formatında. Ben manhwa demeye devam ediyorum ancak Korelilerin ağzı çoktan webtoon demeye alışmış. Siz de kolayınıza nasıl geliyorsa öyle deyiverin işte beni uğraştırmayın aa!



Hikayemiz, Tanrı'nın "Dünyanın en mutsuz insanı"na istediği bir dileği gerçekleştireceğini söylediği zaman başlar. 

"Dünyanın en mutsuz insanı" ödülünü kazanan, Lee Hyun adında bir lise öğrencisidir. Lee Hyun, ödülü olan dilek hakkını "Dünyanın sonunun gelmesini" dileyerek harcar. Dileği yerine getirmek zorunda olan Tanrı, cep telefonuyla "Dünyanın en mutlu insanı"nı bulur ve ondan Lee Hyun'u dileğinden vazgeçirmesi için yardım ister. Özel güçlere sahip bir ekiple Lee Hyun'un okuduğu liseye undercover ile giden Duk Hee Oh, nam-ı diğer dünyanın en mutlu insanı, vampir, zombi, o, bu, şu'dan oluşan Lee Hyun'u mutlu etme ekibiyle birlikte dünyanın sonunun gelmesine engel olmaya çalışır. 

Kahramanlarımız bir yandan Lee Hyun'u mutlu etmeye çalışırken bir yandan da her birinni sırayla içine çeken ve kontrol eden karanlık bir "varlıkla" savaşmak zorunda kalır. Lee Hyun'un geçmişini eşeledikçe neden dünyanın en mutsuz insanı olduğunu öğrenmeye başlayan Duk Hee Oh ise hem Lee Hyun'un korkunç geçmişi hem de kahramanları teker teker sonsuza yollayan karanlık varlıkla uğraşır. 

Başlangıçta süper güçlü kahramanlarla dolu, biraz komik biraz duygusal ancak tamamen shounen bir manhwa okuyacağım sandım ancak hikaye çok farklı br yöne doğru evrildi. Ben bu manhwayı okuyalı oluyor ancak hala beni bu denli sarsan bir kurguya daha rastlamadım. Zor rastlarım sanıyorum. Sizde aynı etkiyi bırakmayabilir tabii orasını bilemeyeceğim ancak beni bayağı sarsmıştı Nowhere Boy.

Ancak belirtmeliyim; manganın sonunun İngilizcesi yok. Ancak Koreli biri son bölümü özet geçmiş. Zaten önemli olan son bölüm olmadığından siz başlayın, gerisi gelir zaten.




22 Kas 2016

Anime / Manga Önerileri 72: Blood Lad

Blood Lad
Tür: Aksiyon, kara mizah, doğaüstü
Orijin: Manga
Bölüm Sayısı: 10 + OVA



Kış geldi hanımlar beyler! Hal böyle olunca benim de içimden depresif animeler önermek gelmiyor. Zaten yeterince canınız sıkılıyordur gerçek hayatta, bir de ben sıkmayayım. Etrafımda neşeli otakular görmek istiyorum. Bahar gelince de el ele tutuşup çimenlerde koşarız. O değil de, Bahar 2016 animeleri çok müthişti ya. Yaz da Sohbahar da olmadı Bahar gibi. Çok efsaneydi.

Öhöm öhöm. Doğaüstü, macera ve komedi türünde animeleri seven arkadaşlar hem buraya hem de Noragami'ye toplaşabilir. (Noragami: http://www.sutunc.com/2015/11/anime-manga-suggestions-2-noragami.html) Zira bu iki anime hareketli ve aksiyon dolu olduğu kadar birbirine de pek benziyor. Ay dayanamıyorum galiba; Noragami'yi seven Blood Lad'ı da sevdi. Tam tersi de mümkün.



Efendiciğimeeee, Blood Lad, Demon World isimli, yaratıkların ecinnilerin onun bunun şunun eksik olmadığı bir evrende geçmekte. Bu evrenin doğu yakasının hükümdarı ise bir vampir; Staz Charlie Blood. Vampir emmmmeee, öyle pek de alışık olduklarımızdan değil. İnsanları, özellikle de Japonları pek seven, sabah akşam anime izleyip video oyunu oynayan Staz insanların kanını emmekle de ilgilenmemektedir. Hükümdarlık işini hizmektarlarına bırakmıştır ve tüm gününü evinde geçirir. O ne ala kek hayat şeklinde yaşamaktadır anlayacağınız.


Ancak günlerden bir gün insanlar evreninden, hem de Japon bir kız bu Canavarlar Evreni'ne çıkagelir. Dünyadan açlan bir porttan geçen kızcağızımız Fuyumu Yanagi bu garip evrende fazla tutunmaz ve bir canavar tarafından ham yapılır. Staz'ın dikkatsizliği sonucu ham yaplan ve hayalete dönüşen Fuyumi Staz'dan onu yeniden insan yapmasını ister. İnsanını kaybetmek istemeyen Staz kızın isteğini kabul eder ve  birlikte Fuyumi'yi yeniden insana dönüştürmek için yola çkarlar. 

Hikaye her ne kadar Noragami'ye benzese de Blood Lad'ın mangası 2009 çıkışlı; Noragami'nin ise 2010. Zaten kurgu ilerleyip hikayeler çetrefillenmeye başladıkça birbirlerinden tamamen ayrılıyorlar. Ben ikisine de bayılıyorum valla. Otaku vampirimiz Staz, Wolf, Hydra... Hepsi çok başarılı karakterler. 

Dediğim gbi, şööööyle oturup zevkle izlemelik bir anime arıyorsanız Blood Lad  tam size göre ^.^

19 Kas 2016

Tokyo Ghoul:re 102. Bölüm İnceleme

O nasssı başağsırı hobeyeleyyoooo!


Tokyo Ghoul:re 101. Bölüm İnceleme: http://www.sutunc.com/2016/11/tokyo-ghoulre-101-bolum-inceleme.html

Eyyy sevgili ghouldaşlarım!


Eve geldim, koydum kafayı uyudum çok afedersiniz. Gececi tayfa hala ayaktaysa (kopuyor muyuz genşler??)  incelememi yollayacağım. Sabah uyanınca görecekler için de ayriyeten paylaşırım. Zaten bir geçiş bölümüydü. Hakkında derin analizlere gerek yok o nedenle. İleride gerçekleşecek olaylara zemin hazırlayan, harcı tuğlası bol, malzemeden çalınmamış bir bölümdü. Ama sensei-ye laflar hazırladım. Dilerseniz önce ondan bir kuple okumak -işte yazmak aman- isterim size;

Sensei sensei, sen bizi neyleyi?

Çizmişin gene aksiyon sahneleri

Anlayabilmek için 3D gözlük gerekiyi

Kaneki'ye girmeyeyim susamam hiç şimdi

Durduk yere badass triplerine giriyi

Gerçi kupleden çok köyde çekilen Lays reklamı gibi oldu ancak idare edivern bu haftalık ne diyeyim.

Tamam, Naki hiç benimsemedi Kaneki'yi, laf sokup durdu. Şimdi o da yetmedi, bizim trajikkralın beyaz takım elbise yaptırdığını görünce kayışları koparttı. İyi güzel, ben de birinin Kaneki'ye saldırmasını bekliyordum dört gözle. Boru mu arkadaşlar? SSS+ derecesinde ghoul olmuş, daha birine bir fıske vurduğunu görmedik. Öyle de efendi adam şu Kaneki vesselam. Anasına çekmemiş hiç. Babasınıhala merak ediyoruz bu arada.

Neyse evet, bu Naki gaza geldi, daldı Kaneki'ye. Ben de sevindirik oldum, dedim "Holeyya! Sonunda OEK'nin  nasıl gülendiğini göreceğim. İşte o zaman arşa değer belki başım" Ne arşı? O abidik gubidik sahneleri görünce daha beter ağrı girdi kafama. HİÇBİR ŞEY ANLAŞILMIYOR KAVGADAN.



O nassı kavga? Nasssı hiçbir şey anlaşılmayan kavgadır öyle? VGA kamerayla çekilmiş Adana Adliyesi çıkışı kavga gibi. Youtube yorumlarını bile haya edebiliyorum "Tost makinesiyle mi çektin kardeş?" şeklinde.

Bakın bir ara bir şey uzuyor öyle, herhalde o Kaneki'nin sağ kolu. Yemin ederim bir ekrana yansıtıp elime çubuk alacağım,"Oynat Uğurcum" diyerekten zoomlaya ede anlatacağım neler oluyor neler bitiyor. Başka kaçarı yok.



Bu bölümün en önemli noktası, Roma'nın kagunesinden bir parçayı Nico'ya göndermiş oluşuydu. Nasıl yaptı, sensei bunu ileride ne şekilde açıklayacak tamamen merak konusu. Demek ki sensei'nin aklında ghoulların fiyolojisini biraz daha açmak var. Aylardır, hatta yıllardır söylyorum sensei'ye, ancak kısmet oldu. Şu "Ghoul araştırmacısı" girsin de sahneye bir iki bir şey öğrenelim adamdan.

Hatırladınız arkadaşı değil mi? Teeee ilk bölümde, -mangada ikinci- televizyona çıkıp ghoulların tat alma duyularıyla ilgili konuşan adam; Yamamoto Jiro. Türk televizyonlarından pek aşinayız bu tarz ağabeylere.

Great Wheel Act gibi legal STK (sivil toplum örgütü) olmayı hedefleren ghoul örgütlerinin olması güzel. Senseni ghoul dünyasına oynamaya başladı yeniden. İyi iyi çok iyi. Yarı-insan, yarı-ghoul bilmem ne olaylarından gına gelmişti. Biraz da ghoulların tarihine, fizyolojik özelliklerine vs. bakalım.

Kaneki'nin karakter olarak en iyi anlaşabileceği, oturup adam akıllı iki muhabbet edebileceği kişi Nishiki. Nishi'yi Kaneki'nin yanında görmeyi dada çok isterim açıkçası. Her kahramanın bir side-kick'e ihtiyacı olur. Kaneki tek tabanca dolanıyor ortada. Az içini döksün çocuk. Ne bileyim "Abi dün taşa oturmuşum, bağırsaklar gurul gurul çok afedersin" filan desin en olmadı ama paylaşsın bir şeyler. Kaneki'yi özledim bildiğiniz. Urie'nin düşüncelerini görebiliyoruz ancak Kaneki'nin göremiyoruz. Ben hiç memnun değilim bu durumdan.

103. bölüm de biraz durgun geçer. Yine Kaneki'ye atarlanan dayılanan olursa birkaç sürrealist kavga sahnesi daha görürüz sensei'den. Ek iş olarak sanat galerisi açabilir sensei. Sürrealist tablolar apıp satabilir. Paray kırar valla ben size diyeyim.

16 Kas 2016

Hayao Miyazaki Son Bir Film İçin Anime Dünyasına Geri Dönüyor



2013 yılında emekli olacağını ve artık yalnızca arada sırada kısa metrajlı filmler yapacağını açıklayan Hayao Miyazaki son bir film için kolları sıvadı.

Aslı Ghibli Müzesi için hazırlanan (bkz. Studio Ghibli) Kemushi no Boro (Tırtıl Kemushi) isimli on iki dakikalık kısa filmin yapımı sırasında hikayeden memun kalmayan ve uzun bir filme dönüştürülmesi gerektiğini düşünen Miyazaki film için çalışmalara başladı bile.


"Bittiğinde herhalde 80 yaşında olurum" diyen Miyazaki'nin (75) miniminnacık bir tırtılın hikayesini konu alan bu filminin senaryosunu yirmi yıldır elinde tuttuğu söylenmekte.

Birçok kişi filmin birkaç yıl sonra çıkacak olmasının daha iyi olduğunu, özellikle eğer 2020 Tokyo Olimpiyatları'na yetişirse ortalık şenlik yerine döneceğini söylemekte. Eh, haklılar tabii!

Miyazaki'yi kozasından çıkartan bu tırtıl kimdir, nedir, filmin konusu ne henüz bilmiyoruz ancak kendisini şimdiden sevdim ben. 

15 Kas 2016

Fullmetal Alchemist Live Action Uyarlamasının İlk Fragmanı Yayımlandı



Fullmetal Alchemist fanlarına müjde! 2017 Kış sezonunda gelmesi planlanan filmin ilk fragmanı yayımlandı.

Önce size fragmanı göstereyim, nutku aşağıda çekerim:

Görsel efektler çok fena değil gibi. Yalnız sarı peruklu esmer Japon Edward düşüncesine hala alışabilmiş değilim.

Oh bu sene de iyi live action yaptı valla. Yayımlananı henüz  az ancak  yayımlanacağı söylenen o kadar live action uyarlaması var ki hangisine yetişeceğimi şaşırdım. 2016'da Death Note Light up the New World geldi. 2017'de ise Ghost in the Shell -herkesin malumu-, Fullmetal Achemist, Tokyo Ghoul, Gintama, Sword Art Online ( Amerikan dizi versiyonun çekilmesi gündemde) geliyor. 2018'in başında ise Bleach.


Japonlar herhalde biz Bonzai batağına düşmüş Godzilla kılıklı Titanları, Yonca Evcimik benzeri Light Yagamileri görüp -ki Death Note live action filmlerinde Light Yagami'yi anlandıran Tatsuya Fujiwara'yı gerçekten de Yonca Evcimik'e benzetiyorum. O yüzden filmleri ciddiye alamadım bir türlü. Arada bir gülme geliyor- çığlık çığlığa bağırınca "Üzerimize biraz daha live action atın, ne olur" dediğimizi filan mı zannediyorlar acep? Cidden merak ediyorum.

Bu adam Yonca Evcimik değil mi ya?

Fullmetal Alchemist konusunda ise ayrı hassasım. Tokyo Ghoul ve Gintama için de ayrı hassasım. Aslna bakarsanız Ghost in the Shell ve Bleach için de zaman zaman hassslaştığım görülmüştür. Sword Art Online'ı kim alırsa alsın. Grubun çirkin ördeği o.

Assasination Classroom'da Nagisa'yı oynayan Ryosuke Yamada Edward Elric rolünde. Bizim Ed orijinal kurguda 15 yaşındayken filmde 20'sinde olacak.



Oyuncuların tamamının Japon olması eleştirilse de -Shingeki no Kyojin geliyor aklma, ürperiyorum- filmin yönetmeni Fumihiko Sori'nin "Filmde karakterlerin Japon olduklarına dair hiçbir söz veya sembol kullanılmayacaktır" açıklaması biraz yüreklere su serpti.

Hızımı alamayıp Ghost in the Shell ve "White Washing" ile alakalı da yazacağım bugün yarın. Japon yaratımı ancak Japon olmayan karakterlerin Japonlar tarafındn canlandırılması vs. Japon karakterleri Kafkas ırkından oyuncuların oynaması. Herkes birbirini yiyor şu an bu konularda.





14 Kas 2016

Shingeki no Kyojin (Attack on Titan) 87. Bölüm İnceleme



Shingeki no Kyojin 86. Bölüm İnceleme: http://www.sutunc.com/2016/10/shingeki-no-kyojin-attack-on-titan-86.html


İki bölüm övdüm ya, Isayama hemen ipleri koyverdi. Yine, anime uyarlamasında anca iki dakika sürebilecek olaylar sinsilesi içeren, 3210391203 sayfalık bir bölümle bir ay oyalayacak bizi sensei. Ben Isayama'nın editörü olsam delirirdim herhalde. Hikaye ilerlemiyor arkadaş. Bir atak yapıyor, sonrasında bekle altı ay bir şey olacak diye. Sayfalarca "Sizleri öldürmeli", "Sizi ldürmek çok eğelenceli", "Köpeklere yem ettim oh olsun" lafları döndü durdu ortada. Elimde olsa bir kaşık suda boğardım sense'yi, ciddiyim. Hikaye tam ivme kazanmışken yapılacak şey miydi bu? Neyse, ben gelişmelere yoğunlaşayım da sinirim geçsin biraz.


Zeke'nin ailesini ele verme psikolojisi tüm bölüm boyunca altı en iyi doldurulmuş hikayeye yönlendiriyordu bizi. Onun dışındakiler ise; bir OWL var, yani shifter titan, askerler onu arıyor. Zeke bu titan soyundan gelenleri ele veriyor. Askerler bu adamları adaya götürüp titana çeviriyor. Arada bir iki tanesini insan formunda bırakıp diğerlerine yem ediyor, kendi aralarında gülüp eğleniyorlar. Olay bu.


Timeline:

804: Grisha doğar.
807: Faye doğar.
815: Faye köpeklere yem edilir.
822: Grisha  Eldia Restorationist'ere katılır.
823: Grisha ve Dina evlenir.
825: Marley Ordusu için çocuk alımı başlar. Zeke o sırada 2 yaşındadır.
830: Zeke 7 yaşındayken ailesine ihanet eder. Grisha ve Dina Paradi Island'a yollanır. Shifter'a dönüşür.
835: Eren'in doğumu.
845: İlk duvarın yıkılması, Eren Grisha'yı yer.
850: Şimdi. Eren 15 yaşında Zeke 27.

Çok fazla olay olmamasına karşın, bu bölümde çok sayıda gönderme ve foreshadowing vardı. İlk başta, fark etmeyenler için Eren'in annesini öldüren The Similing Titan'ın Dina olduğunu söylemem gerek. Evet yanlış okumadınız, Eren'in annesi, Grisha'nın önceki karısı tarafından öldürüldü -ve yendi- Kadın kıskançlığına sembolik bir gönderme midir bilemiyorum tabii. Nasıl istiyorsanız öyle alabilirsiniz bu durumu. Keh keh keh.



Eren'in rüyalar görmesi pek hayra alamet değil. Isyama buradan kurguyu inanılmaz genişletebilir. Ancak bir yandan hikaye inandırıcılığını yitirmeye başlar. Eren, babasını yediği için mi anılarını görebilmekte diye soruyor insanlar forumlarda. Ben de böyle bir durumla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum açıkçası.  Eren'in bir şeyin "özü"ne sahip olabileceğine dair spekülasyonlar var. Onun da ilk insan soyundan geldiğine dair.

Kruger'in son ana kadar kendini göstermemesi, ancak asker adamın sözleriyle çıldırması bana pek inandırıcı gelmedi. OWL adı verilen bu shifter, yıllar boyu orduda casus olarak görev almış, neler neler görmüş. Durumu biraz daha zorlayabilirdi Isayama sensei gibi ancak daha da fazla durmak istememiş konunun üzerinde anlaşılan. Durmasın da zaten. İşlenecek dünya kadar konu var hala.


Benim en merak ettiğim,  aynı serum yalnızca Eldianlara değil, "insanlara" da uygulanırsa onların da titanlara dönüşüp dönüşmeyeceği. Bence dönüşecekler gayet. Ben Kruger'in yerinde olsaydım öyle yapardım.

Dediğim gibi, Eren'in olayları babasının gözünden görmesi pek hayra alamet değil. Sonraki bölümlerle bununla ilgili çok kurgu oluşturacak Isayama sensei. Kemerleri bağlamakta fayda var.

Mikasa'nın saçlar Tansu Çiller olmuş

Ayrıca belirteyim, hapishane sahnesinin de bir illüzyon olduğunu iddia denler de mevcut. Bir sonraki bölümde sensei'nin ortalığı biraz toparlaması lazım.

Yine de verdiği bilgiler ve bu bilgilerin ustaca hikayeye yedirilmiş olmasından ötürü bu bölüme puanım 10 üzerinden 8. Başka bir mangaka bu kadar yavaş ilerlese herhalde 6 verirdim ancak bu adam böyle, n'apalım böyle kabulleneceğiz.