Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Kayıp Sembol'ün Kayıp Bilgeliği


                       Dan Brown'un tüm dünyadan hemen herkesin sempatisini kazanan kahramanı Robert Longdon bu kitapta gene karşımıza çıkıyor! Kitap neredeyse tamamen önceki kitaplarda olduğu gibi başlıyor. Robert Longdon bir şekilde kandırılarak Washington a  getirilir ve kendini bir anda olayların tam ortasında bulur. Elbette ona eşlik eden orta yaşlı, bilgili, son derece hoş bir  bayan da vardır!!
Şu ana kadar bahsettiğim her şeyin Melekler ve Şeytanlar ve Da Vinci Şifresi ile hemen hemenn aynı olduğu su götürmez. Yer ve mekan dışında..

Dan Brown her zamanki gibi tüm olayları bir gün içerisinde geçiriyor. Gizli kalmış sırlar, semboller, diller gene kitabın kilit noktalarını oluşturuyor. Geçmiş ve günümüz iç içe.

Açıkcası ben Dan Brown 'un anlattıklarının ne kadar gerçek ne kadar hayal ürünü olduğu ayırdına varamıyorum. Benim gibi birçok kişi olacak ki "Da Vinci Şifresi" bazı Arap Üniversitelerinin İlahiyat bölümlerinde okutuluyor!!

Otuz üçüncü dereceden bir masonun sağ elinin Washington Kongre Binası'na koyulması, parmakların işaret ettiği yer, üzerindeki dövmelerin anlamlarını çözmeye çalışmakla başlıyoruz kitaba. Robert Longdon'ımızın bu kitaba kadar bilinmeyen bir yönünü daha öğreniyoruz ayrıca; kapalı alan fobisi.
İşe CIA'in karışması olayları daha da karışık hale getiriyor. Dan Brown masonlara ve eski bilgeliğe olan ilgisini bu kitapta da kaybetmemiş!

Kitaplarını her ne kadar tekdüze bir kalıpta yazsa da Dan Brown her seferinde dünya üzerindeki tüm insanların ilgisini çekebilecek yepyeni bilgiler bulmakta ve bunları macerayla harmanlayarak nefis bir yemek gibi önümüze sürebilmekte. Eh, pekçoğumuz da afiyetle yemiyor muyuz bu yemeği?

Gizli bilgelik demişken, evet cidden de insanoğlunun yıllar önce keşfettiği şeylerin karalığa gömüldüğünü, binlerce yıl önce anlaşılmış olan olayların şimdi yeniden keşfedilmeye başlandığını savunuyor kitap. Bir çeşit "Yeniden Hatırlamayla Yeniden Aydınlanma" çağını yaşadığımızı anlatıyor.

Robert Longdon'ın bu serüvendeki partneri sağ eli kesilen Peter Solomon'un kardeşi Katherine Solomon.Bir  Noetik Bilim uzmanı. Noetik bilimi aklımda kaldığı kadar açıklamak istiyorum;

İnsan, beyninin yalnızca %5'ini kullanabiliyor. geri kalan %95'lik bölümü nasıl ve ne şekilde kullanabileceğimizi, eğer kullanırsak ne gibi sonuçlar elde edebileceğimizi bilemiyoruz. Noetik Bilim ise tam da bunu açıklamaya çalışıyor. Elle tutulup gözle görülebilen, üzerinde deneyler yapılabilen, kısaca tümel bir bilim değil noetik bilim. Ancak Katherine Solomon abisinin tahsis ettiği labaratuvarında bu bilmi çeşitli araçlarla birlikte elle tutulur bir hale getirmeye çalışıyor. 

Yıllardır felsefenin, dinin uğraştığı, insanın insan olmaktan gelen sorgulayıcılığının bir sonucu olarak sorduğu; "ölümden sonra yaşam var mı?"," ruh nedir? gerçek midir?""bizi yaratan bir yüce varlık var mıdır?" sorularına kendi lavaratuvarında çözüm aramaya çalışıyor Katherine Solomon. Dan Brown'un söylemiyle de başarıya ulaşıyor!

Örneğin  ölmek üzere olan bir hocasını sonn derece hassas bir tartı üzerine koyan Katherine, hocası öldükten birkaç saniye sonra beden ağırlğında çok küçük bir miktarda azalmaya rastlıyor ve bununla "ruhun bir ağırlığının olduğu"nu kanıtladığını söylüyor. Oysa ki bilimadamları bunun öldükten sonra vucüttaki olayların sonucunda dışarı çıkan su buharı olduğunu söylüyorlar.

İnsan düşüncelerinin belli bir ağırlığı olduğu, bin yıllardır aslında İsa'nın " tanrıyı gökte aramayın içinizdedir"sözüyle ya da "Enel Hak" sözüyle insanın aslında kendisinin tanrısı olabilecek güçte olduğu iddia edilmektedir. Budizmin, Sufilerin, kısaca tanrıya ulaşmayı kendisine görev edinmiş tüm disiplinlerin de bu yolda olduğu, ancak bilim çağında bunun yerin kırk kat altına kendini kapatarak ya da testislerini keserek değil, daha bilimsel yollarla elde edilmesi gerektiğini savunuyor. -Bunun dediğim şey; insanın kendi kapasitesinin doruğuna çıkarak beyin gücüyle tanrısal güçlere sahip olması-

Dan Brown bir yandan ezoterik sembolleri Robert Longdon!a açıklatırken, bir yandan masonların sırlarını kurcalıyor ,bir yandan gizli bilgeliğin yeniden açığa kavuşturulmasının aşamalarını anlatırken bir yandan da noetik bilimi anlatıyor. Aynı zamanda da tüm bu sıkıcı gibi görünen şeyler inanılmaz heyecanlı bir koşuşturma içerisinde gerçekleşiyor. Bu sefer CIA'in suçlular listesine adını yazdırmayı başaran Robert Longdon ile yine son derece heyecanlı kafa karıştırıcı , öğretici, hayal dünyasını geliştiren bir yolculuğa çıkıyoruz. Bileti olan??



Yazmaya devam edersem eğer Medya ödevimi bitiremeyeceğim (:

QuickEdit

You Might Also Like

Hiç yorum yok

Infinyteam