Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

The Imitation Game








Bu senenin iddialı Oscar adaylarından "The Imitation Game." Tam sekiz adaylığı bulunuyor. En iyi film ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini başka yapımlara kaptıracağını biliyorum. Her ne kadar içten içe Benedict Cumberbatch'ın en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanmasını istesem de oklar Michael Keaton'ı gösteriyor. En iyi film ödülünü ise Boyhood alır gibi. The Theory of Everything veya Budapest Hotel de sağlam yapımlar ancak eğer ödül Birdman'e giderse ayıp ederler. Isınamadım filme bir türlü ne yapayım. Tutunamayanları oynayan bir amca, gözlerini belerte belerte bağıran ergen kızı... Hatta çok sevdiğim Edward Norton bile bir ara "olmamış" gözüktü ancak kendisi iyi oyuncu olmanın getirisiyle, kendini aşmadan rolünü kotarmayı becermiş. Yanlnız Innaritu müthiş. Adam çekmiş uzun uzun, kesmeden. Ne diyeyim gavur yapıyor. Neyse neyse Imitation Game.



En önemli oscarları alamayacağını düşünsem de teselli oscarlarından birkaçıyla eve döner sanıyorum. Film güzel. Filmi güzel yapan en önemli ayrıntı ise hiçbir şeyinin abartı olmaması. Gene de inci gibi işlenmiş, çok güzel bir senaryo ortaya çıkarılabilecek bir hikayeye yazık olmuş. 

Hikaymizde Akademi Ödülleri'ni toplamaya yetecek her şey var: Üzerine daha önce film yapılmamış bir hayat hikayesi. İkinci Dünya Savaşı. Değeri bilinmemiş bir dahi, Üstelik eşcinsel. Hemi de eşcisnel olduğu için yargılanmış, "tedavi görmek" zorunda kalmış. Hollywood'da yönetmen olsam ve böyle bir hikaye bulsam mutluluktan üç gün uyuyamazdım sanıyorum. 


İçinde ajite edilebilecek ve kötü emellere alet edilebilecek her türlü kesit bulunan  hikaye - yalnız Alan Turing engelli olsaydı bir de var ya of anam of!- beyaz perdeye oldukça yalın aktarılmış. Limitlerde oyunculukla yine birçok kişinin hoşuna gidebilecek ancak gerçeklikten kopacak olan Alan Turing rolü Cumberbatch tarafından son derece dozunda, güzel oynanmış. Pek hazzetmediğim Keira Nightley bile sevimli gözükebildi gözüme rolüyle. 


Filmin teknik konularda yetersiz kalması ve İkinci Dünya Savaşı'na katkılarının filmin son iki saniyesinde hop diye anlatılması en büyük eksiler. Arkadaş otur az anlat yav adam makine yapıyor planlarla boğuşuyor ne yapıyor bu adam amacı ne? Neden makineye merhum aşkının ismini vermiş? Onu yeniden canlandırmak mıymış amacı? Kendine robot sevgili mi yapmakmış? Yoksa öyle şirinliğine mi yapmış anı olsun diye? Nasıl milyonlarca hayat kurtardılar? Öyle oturup kim ölecek kim kalacak karar mı verdiler? Nasıl savaşı iki sene kısalttılar? Kim yapmış ölçümü? Metre cinsinden mi yapmış?

Film güzel de eksik. Üç saat yap filmi biz de şaheser izledik diyelim. Eksik olmuş bu.






QuickEdit

You Might Also Like

Hiç yorum yok

Infinyteam