Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Anime / Manga Önerileri 32: Durarara!!



   Tür: Aksiyon, shounen, macera
Bölüm Sayısı: Durarara!!: 26
                          Durarara!! x2: 36



Gelin itiraf edeyim, otuz ikinci anime / manga önerisi aslında başka bir anime olacaktı. Ancak ben Durarara!!'yı (DRRR!! Olarak da geçiyor, ben de öyle diyeyim yazıda bundan sonra) yeniden izlemeye başlayıp "Aaa ben önermedim bunuuuuu!" deyince planlarda bir değşiklik oldu. Hangi animeyi tavsiye edecektim de fikrimi değiştirdim söylemeyecğeim. Otuz üçüncü öneriyi yaptığımda anlarsınız. (Keh keh keh!)

DRRR!!'yı izlememiş olanlar gerçekten çok şey kaçırıyor derim. Tabii bu arada, Ryogo Narita'nın bir önceki efsane işi Baccano!'yu önermeden çöt diye DRRR!!'ya geçmemi yadırgayanlar, şiddetle kınayanlar, adresime nota göndermek isteyenler olabilir. Baccano!'yu da tavsiye edeyim yeri gelmişken. Ama işte biraz kayırdım DRRR!!'yı ne yalan söyleyeyim. Yine de Nartia'nın tüm işleri okunmaya ve izlenmeye deer. Bunu "Vamp!"ı da dahil ederek söylüyorum. 


Iiiizaaaayaaaaaaaa-kuuuuuuuun ^.^


Henüz 80'li olmasına karşın biri manga (Baccano!) diğeri hafif roman (light novel) olan iki kült hikaye çıkartmayı başarmış olan Nartia'nın ismini bir köşeye yazmak gerek. Narita'nın eserlerinin anime uyarlamaları da hikayenin aslının usta bir narrator- hikaye analtıcısı tarafından kaleme alındığı gözetilerek işleniyor. Çok da güzel oluyor açıkçası. DRRR!'yı dier birçok animeden ayıran en önemli özellik de bu, hikayenin ve karakterlerin size bir romanın içindeymiş gibi hissettirmesi, olay örgüsünü ilerletirken yapılan kıvrak manevralar ve gerçekten zaman zaman araya anlatıcının girmesi. Karakterlerin güzelliğii de DRRR!'yi çok güzel bir anime yapan faktörlerden ancak "anlatıcı" rolü o kadar öne çıkıyor ve animeyi o kadar fakrlı bir yere götürüyor ki, yine bir ustalık eseri olan karakterler geri planda kalıyor. Kurgu-anlatım ve karakterler böylesi heyecanlı ve yüksek tempolu bir hikayede birleşince de seyreyleyin gümbürtüyü zaten. 


DRRR!! kısaca Tokyo'nun en cavcavklı semtlerinden Ikebukuro'daki sokak çeteleri arasındaki çekişmeleri konu almakta. (Herhalde konuyu en basit bu şekilde özetleyebilirdim) Bu çetelerin başında orta okul - liseye giden öğrenciler bulunuyor. Klasik, iki hayat yaşayan Japon öğrenciler yani... Tabii animenin shounen türünde olmasndan ötürü liseye yeni başlamış, iyi ama aynı zamanda çetelerle fena halde haşır neşir arkadaşlar görsek de, hikayedeki karakterlerin çokluğu sebebiyle DRRR!! rahatlıkla 20 yaş ve üzeri kesme de hitap ediyor. Animenin kült karakterleri zaten lise örencisi arkadaşlar değil, kendilerine Ikabukuro'nun siyah marketlerinde çoktan yer bulmuş, yaşları 23-25 arası değişenler. Animenin ilk birkaç bölümünü izlememniz bile bana hak vermeniz için yeter. (Bu kadar iddialı oluşuma kendim bile şaştım) Izaya Orihara, Shiuzo Heiwajima, Celty Sturluson, Shinra Kishitani, Simon Brezhnev bu karakterlerden yalnızca birkaçı. 

Suç, aşk, nefret, ihanet, sayko gibi görünen ancak içten içe sevgi arayan liseli baş karakterler, charming-sayko türünde kızlar erkekler hayranlık duysun diye koyulmuş bir eleman, yirmibirinci yüzyıl normal dünyasında geçen hikayedeki realiteyi kıran gizemli kafasız hatun Celty, kardeşine obsesif bir sevgiyle bağlı olan sayko bir abla (charming-saykoyla iyi anlaşıyor, not edelim) ve animelerde görmeye pek de alışık olmadığımız türden iki karakter; Shizuo ve Simon... İiişte size DRRR!! 



Şimdi her çekici-sayko karakterin eline bir satranç-dama en olmadı Jenga filan tutuşturulması olayına gıcık oluyorum. Niye? Çünkü benim yarattığım karakterlerden biri de bu strateji gerektiren oyunlardan birini oynuyor ve bu karakter aklıma çok, çok önceden gelmişti. Ben Code Geass ve DRRR!!'yı izlemeden önce. Sırf Izaya zıptırığı için de canım karakterciğimi değiştirecek değilim. HIh :(



Bazıları ben karakterleri ve animeleri eleştirince onları "sevmiyorum" zannediyor. Hayat keşke sizin gördüğünüz gibi siyah ya da beyaz olsa arkadaşlar. Ben Izaya'ya iki çamur attım diye onu "proje karakter" ilan ettim diye sevmiyorum, tasvip etmiyorum (?) anlamına gelmiyor. Aksine pek de hoşuma gidiyor insanları birer piyon olarak görmesi. İyi düşünülmüş, iyi planlanmış bir karakter. Okurların ve izleyicilerin -sizin a dostlar- asıl alışması ve normal olarak görmesi gereken şey, her şeyin bir kurmaca, bir proje eseri olduğu. Bu demek değil o yaratıcı kendi karakterini sevmiyor. Ancak bilinçli olarak yapılan eklemeler karakterleri popüler ve aklılda kalıcı kılıyor. Misal L'in habire şekerli şeyler yemesi, Löluş'un bizi etkilemek adına önünle gelenler satranç oynaması, Levi'nin temizlik takıntılı olması gibi. L'i de Levi'ı da Izaya'yı da çok seviyorum. Löluş'a kılım ama. Sevemedim onu bir türlü. Çocuğum olsa cebine eroin koyar polisi ararım. O derece sevmiyorum.


DRRRR!!!'nın en orijinal karakteri Shizuo ise ayrı bir yıldız. Ikebukuro'nun en güçlüsü, Izaya'nın "hayvan" olarak nitelediği Shizuo'nun geçmişi, karakteri, kendini kontrol etmek için yaptıkları o kadar hoşuma gidiyor ki DRRR!!!'nın her bölümünde Shizuo çıksın diye bekliyorum. Her seferinde araya Izaya'nın girmesi ve olayların kedi-köpek kavgasına dönüşmesine ise bayılıyorum.



Seviyorum ben bu seriyi ya. Shounen yapacaız diye çete liderlerini liseli yapmak, çetelere üye olanları "hiç adam öldürmez, doğrucu" gibi göstermek gibigıcıklıkları olsa da, karakterlerin bolluğu ve güzelliği yeter <3 (Ay dayanamadım kalp yaptım)


Ayrıca ilk açılış şarkısı da muhteşem! 





QuickEdit

You Might Also Like

Infinyteam