Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Sherlock 4. Sezon 1. Bölüm İnceleme


Sherlock 4. Sezon 1. Bölüm Detaylı İnceleme (Spoiler İçerir)


Geldi kış ayları, gevşer Sherlocked yayları. Şaka maka yıllardır bekliyoruz. On dakikada birkaç yıl atmak deyimini de sağ olsunlar bu bölümde Sherlock'u ve Dr. Watson'ı bir and a birkaç yaş yaşlandırarak bize bizzat deneyimleme imkanı sundular yapımcılar. Tabii onlarda suç yok, Benedikt Kumberbatç ve Martin Fırimın abilerimiz çok yoğun olduklarından  bir türlü kimse bu ikiliyi yan yana getiri iki kare çekmeyi başaramadı. Buradan kendilerine Barış Manço'nun Kol Düğmeleri isimli şarkısını armağan etmek istiyorum. 



Valla AVM'lerin ekranlarda reklamını görmekten canım çıkmıştı Sherlock'u, geldi de kurtulduk. Daha ilk bölümün ilk dakikasından bizi klasik Sherlock havasına sokmayı becerdiler. Ben dizinin sahip olduğu auraya, renge hayranım ilk başta. Neat, yani keskin ve temiz, siyah-yeşil bir havası var Sherlock'un. Her bölümde bu tematik renklerin üzerinden gidiyorlar. Bizim sevgili Irene Adler'ımız bile yeşil-siyah idi. Bu bölüm de ana renklerde bir gram oynama olmamış, bu nedenle öncelikle sanat yönetmenini buradan sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Yıllar sonra yeniden bir dizinin başına geçip, o dizinin atmosferine çabucak alışmak, içine girmek çok zor bir iş. Geçmişle ilgili bir anınız olduğuna önce onun hissi gelir ya, aynı o. Bu nedenle kurgudan ve oyunculuklardan çok, sanat yönetmenliği bu bölümde fevkaladenin fevkinde, hüper, düper, süper bir iş çıkartmış. 



DİKKAT! Yazının bundan sonrası ağır spoiler içerir!

Kurgu konusunda ise biraz zorlama varmış gibi hissettim. Özellikle de Mary'nin 3. sezon 3. bölümde USB'nin üzerinde yazanın adının ilk harfleri olduğunu söylemesi, bu bölümde ise suikastçi kankilitoşlarının isimlerinin aş harflerinin olduğunu ortaya çıkması bu birkaç yıl içinde kurguyu değiştirip değiştirmediklerini merak ettiriyor. 

Bir kurgu üzerinde yıllardır yüzlerce değişiklik yaptığım için konuşuyorum he, işkembeden atmıyorum. Sanki Mark Gatiss ve Steven Moffat'ın aklında Mary ile ilgili başka bir hikaye üzerinden gitmek varmış da sonrasında değiştirmişler gibi geldi. Yine de kitaplara bağlı olarak devam etmek adına bir şekilde Mary'nin ölmesi gerekiyordu. Olan yine Dr. Watson'a oldu. Ne çekti bu adam be! Yok sosyopatlardan hoşlanıyormuş yok oymuş yok buymuş. 192831 tane kızı öldürüp derisini yüzüp edip hapse giren saykoların bile binlerce hayranı var ama onların başına Sherlock ve Mary gibi çifte piyango düşmüyor. Bizim zavallı Watson'u buluyor hep bu manyaklar.


Şimdi bir haltı da beğenmiyor filan demeyin ancak Mary karakteri dizide ortaya çıktığından beri düşünüyorum "Acaba başkası mı oynasaydı?" diye.  Tamam, Amanda Abbington ve Martin Freeman gerçek hayatta birlikteler, çoluklu çocuklular, bir uyumları var -gerçi sanırım ayrılmışlar, en son öyle bir haber okudum. Umarım doğru değildir- ancak böyle gizli ajan, çok tehlikeli suikastçi, keskin nişancı rolü yani ne bileyim gitmiyordu pek bu ablamıza. Hele bu bölümde bu iyice ortaya çıktı. Tamamen İngiliz tipli, orta yaşlı bir hatun. Akıllı, komik, sevimli rollerine birebir. Ancak "keskin" ve gerektiğinde çok ama çok tehlikeli olabilen bir kadın izlenimi uyandırmadı bir türlü bende. Hele kankilitoşu Ajay'ın yanında teyzesi gibi kalıyordu. 


Yaş mühim değil, aynı yaşta ancak daha cin, daha tehlikeli daha kurnaz bir hatunla birlikte seyirci Mary karakterine çekilebilirdi. Neyse şimdi ölmüşün arkasından konuşmayayım daha fazla bu kadar yeter. 


Sherlock'un ilk bölümü genelde ısınma, ikinci bölümü yükseliş, üçüncüsü ise bombanın patladığı yer olur. Bu açıdan bakarsak özellikle Mycroft'un son sahnesinden ileriki bölümde çok daha çetrefilli bir kurgunun bizi beklediğini söyleyebilirim. (E, yani)

Şunu söylemeden de geçemeyeceğim, information broker'ın o yaşı teyze olduğu o kadar barizdi ki, ben bir plot twist yaparlar da sonunda gerçekten Lady Smallwood çıkar diye bekledim. Önceki bölümlerde hiç bahsedilmeyenlerin kilit isim çıkması işini sevmiyorum. Bildiğimiz, tanıdığımız, en azından bir yerde minik bir repliği olan bir karakterin çıkması daha iyi olur. Biz de "Hayanasını adamlar kaç yıl öncesinden düşünmüş" deriz. Gerçek öyle olmasa bile çıtır çıtır yeriz vallahi.



QuickEdit

You Might Also Like

Hiç yorum yok

Infinyteam