Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Tartışmalı yazar ve onun can verdiği Julien...


Kırmızı ve Siyah , şüphesiz Sthendal'ın en ünlü yapıtıdır. Şimdi bile yazıldığı dönemde olduğu kadar ünlüdür. 


Sthendal bu romanında realizme geçişin  öncülerinden birisi olduğunu, Gustav Flaubert ve Honoré de Balzac 'ın yanındaki "En büyük realistler" de yer aldığını duyurmuştur.

Bazıları Sthendal'ın yapıtlarını kuru denilebilecek bir dille ele almasını eleştirmişlerdir.Ancak halkın içerisinden çıkmış, sesini ancak ünlü Fransız İhtilali'nin sonrasında duyurabilmiş , kendi kendisini yetiştirmiş bir kişi için sanat dolu cümlelerdir kurdukları.Fransız asilzâdelerinin yazdıkları romanlara alışık olan eleştirmenler için bu, tabii olarak yadsınacak bir durumdur.

Kırmızı ve Siyah 'ın başkahramanı Julien Sorel, doğduğu köyden ve ailesinden nefret edeni sınıf atlayabilmek için elinden geleni yapan, gerektiğinde savunduğu tüm ideolojileri saklayıp rahip olabilecek seviyeye ulaşabilmiş çok zeki bir Fransız köylüsüdür.Sthendal ise Julien Sorel'in kendisine asiller arasında yer açmak için verdiği mücadeleleri, kendi iç çatışmalarını, ihtiraslarını, aşklarını insanın kendisini romanın kahramanlarından birisi sanabileceği derecede başarılı bir şekilde vermiştir.

Derinlere inersek Sthendal, aynı zamanda kendi iç çatışmalarını Julien Sorel karakteri üzerinde belirginleştirmiş, bu şekilde okuyucusuna başarılı bir bir şekilde iletmiştir.

Özellikle de Julien Sorel'in mahkemede yargılandığı sırada yaptığı konuşması hem Sthendal'ıni hem de yıllarca ezilmiş olan köylülerin arasından sıyrılıp kendi beyinlerinin hak ettiği özgür dünyaya kavuşabilmek için çırpınan diğer dehaların söylemek,hatta haykırmak istediklerinin kısa bir özetidir.Anlaşılamayacak derecede süslü bir şekilde yazılmış olmamasına karşın, diğer yazarların (Bir Moliére'in , bir Montaigne'in) eserlerinin belki de uyandıramadığı coşkuyu ,Sthendal yalın ve gerçekci diliyle tüm dünyanın önüne sermiştir.

Dönemin atmosferi oldukça iyi işlenmiş,ancak ihtilalden sonraki Fransa'nın durumu yerine yalnızca ihtilalin aristokratlar üzerindeki etkileri ve bu etkilerin de Julien Sorel'de bıraktığı etkilenimler ele alınmıştır..

İlk başta soğuk ve kin dolu gözüken Julien Sorel'in yaşadıklarına ayrıntılı bir şekilde baktıkça ve psikolojisinin derinlerine indikçe, ona karşı bir sempati uyanmaktadır.Ancak kişi, empati sonucunda gelişen bu sempatiye kendisini kaptırırsa , Julien'in kitabın sonlarına doğru yaptıkları ve sonucunda aldığı ceza sonucunda oldukça üzülebilir.

Kuru bir dilinin olduğunu iddia edenlerin yanında, Sthendal'ı "yetenekleri sınırlı" bir yazar olarak görenler de vardır. Doğru mu yoksa yanlış mı bunu bilemeyeceğim ancak geldiği yerden dolayu hayata ve aristokratlara ,monarşiye karşı duyduğu öfkenin ve kinin sonucu olarak bunun onu tek yönlü bir kitap yazmaya yönelttiğini söyleyebilirim.

Daha önce de dediğim gibi kendisini Julien Sorel  ile bütünleştiren yazar , aynı şekilde onu da başta tek yönlü bir karakter olarak göstermiştir. Julien, zirveye ulaşabilmek için Napoleon'a oloan hayranlığını gizler. Çalışmak ve oradaki çocukları eğitmek için yerleştiği evin hanımıyla yasak aşk yaşamaya basşlar.Daha sonra gittiği okulda ve yerleştiği konakta da sadece işini yapar, düşüncelerini saklar ve pek fazla konuşmaz. Asil kişilerin nasıl hareket ettiklerine,nasıl konuştuklarına dikkat eder fakat  en sonunda onların , o yıllarca özendiği kişilerin aslında şişirilmiş balonlardan ibaret olduğunu görür.Tüm bunlar, Sthendal'ın hayatını ve bakış açısını anlatmaya yetecek anektodlardır. Konağın küçük kızını hamile bırakması, Madame de la Molle'ü öldürmeye çalışması ve idam cezasına çarptırılması ise Sthendal'ın Julien Sorel karakterine uygun olarak kurduğu olaylardır ve yine kendi düşüncelerine paralel şekilde gelişmişlerdir.

QuickEdit

You Might Also Like

1 yorum

Infinyteam