Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

We Need o Talk About Kevin




Filmekimi'ni ne kadar eleştirsem de seçtiği filmler açısından oldukça başarılı buluyorum. Atlas Sineması'ndaki en iyi yerin sıra 11 no:2 olduğunu anlamamı sağlamış olan Kevin Hakkında Konuşmalıyız filmi beklentilerimin de üzerindeydi.

Yüzlerce kişiyi öldürebilen o psikopat, soğukkanlı, bir bakışı bile herhangi birimizi günlerce uyutmamaya yetecek gariplikteki katillerin "neden" o hale dönüştüklerini irdeleyen bir film We Need To alk About Kevin. Benim gibi, siz de bu tarz davranış bozukluklarının nedenlerini inceleyen filmlere meraklıysanız doğru adrestesiniz. Ha, öyle deneysel bir film de değil karşınızdaki. Kurgusuyla ve oyunculuklarıyla da adından söz ettiriyor. Hikayesi biraz geri planda kalmış olsa da ileride sayko bir katil olacak olan kişinin anne karnında oluşmasından katliamı yapana kadar tüm hayatını anlatması zaten başlı başına bir hikâye. 

Film bir yandan Kevin'ın anne ve babasının tanışmasından sonraki evreleri, bir yandan da Kevin'ın ne yaptığını tam olarak anlayamadığımız ancak oldukça kötü sonuçlar doğurduğunu gördüğümüz olayından sonra annesi Eva'nın hayatının ne şekilde deva ettiğini paralel bir şekilde ele alıyor ve iki olay Kevin'ın olayıyla birleşiyor. Burada yönetmen ve senarist Lynne Ramsay'ın oyunculuk seçimini ayakta alkışlamak istiyorum. Zira Eva karakterini canlandıran Tilda Swinton'ın yüzü bir daha asla unutulamayacak cinsten. Yarı- Japonumsu bir havası olan Kevin'ın da bu şekilde tercih edilmesinin nedenini dokuz yaşındaki halini canlandıran yarı- Japon çocuğa bağlıyorum çünkü çocuk tam anlamıyla döktürmüş. Cidden ileride katil olabilir yalnız. Dikkat etmek gerekli.

Kevin birbirini sonsuz dek seveceklerini söyleyen Eva ve Franklin'in ilk çocukları olarak dünyaya geliyor. Ancak Eva, Kevin'a hamile kaldığı andan itibaren karnındaki bebeğe yabancılaşma hissediyor.Ne yapacağını bilemiyor. Kendini eli kolu bağlanmış hissediyor. Hamilelik kursuna yazılıyor ancak oradaki mutlu anne adaylarını görmeye dayanamıyor. Sürekli bir çocuğu olması için erken olup olmadığını düşünüyor.(burada tahmin yürütüyorum çünkü filmde bu kareler anlatılırken hemen hemen hiçbir konuşma geçmiyor.)Kevin nihayetinde doğuyor ancak Eva'nın kucağında bir türlü rahat edemiyor. Sürekli ve sürekli ağlıyor. Eva çıldırma noktasına geliyor. Franklin ise başından beri ara bulucu olmaya çalışıyor ve Eva'nın henüz bebecik olan Kevin'a canavarmış gibi davranmasını önlemeye çalışıyor. Eva çocuğuna eziyet etmiyor. Onunla oynamak istiyor ancak Kevin büyüdükçe Eva'ya cevap vermemeye, söylediklerini anlasa bile her şeyi ona inat yapmaya başlıyor. Oedipus Kompleksi'nin burada nasıl yıkıcı sonuçlar doğurabildiğini görebiliyoruz. Zira Kevin henüz annesinin karnındayken bile istenmediğini biliyor. Bunu filmde çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bebekken de annesinin ona sakin ancak şevkatsiz yaklaştığını hissedemez mi sizce? Elbete hissediyor. Eva da elinden geleni yaptığını düşünüyor. Çocuğunu sevemediği için kendini suçluyor ancak yıllar geçtikçe her şey çok daha karmaşıklaşıyor. Kevin altı yaşında geliyor ancak halen bebek beziyle dolaşıyor. Annesinin ona sürdüğü reçelli ekmeğe tükürüp masaya fırlatıyor. O sırada eve gelen babasına ise " Hoş geldin babacığım!" diye koşuyor ve sarılıyor. Annesini hayatından dışladıkça babasına yakınlaşıyor. Altı yaşındaki Kevin'ın tüm hayat amacı annesine karşı bir şeyler yapmak. Eva ona karşı "Bazen anne keşke Fransa'ya taşınabilseydim de seni görmeseydim diye kendi kendine söyleniyor." derken bunun ileride Kevin'ın etkilenebileceğini, bir anlık kızgınlığın çok şeye mal olabileceğini düşünemiyor bile. 

Bezine yapan Kevin gene birgün Eva'yı çıldırtırken Eva dayanamıyor ve Kevin'ı bezini değiştirdiği masaya doğru fırlatıyor ve Kevin'ın kolu kırılıyor. Babasına kendi kendine düştüğünü söyleyen Kevin o günden itibaren kendi kendine tuvaleti kullanmaya başlıyor. Ayrıca kolunda kalan izi de annesine yaptırmak istediği bir şey olduğunda göze sokuyor ve annesinin kendini kötü hissetmesini sağlayıp istediğini elde edebiliyor.

Bence filmdeki en can alıcı sahne şuydu;
Alı-yedi yaşlarındaki Kevin odasında oyun oynarken Eva gelir ve " Senin neden başka hiç arkadaşın yok?" diye sorar. Kedin da: " Başka kimseyi istemiyorum. Başkalarıyla olmayı sevmiyorum."der. Eva da "Alışırsın ama." diye cevap verir. Ondan sonra da yedi yaşındaki bir çocuktan beklenmeyecek- ancak beklenmeyecek demeye de çekiniyorum çünkü o yaştaki çocuklar bile bazen öyle laflar ediyorlar ki höt diye kalakalıyorsunuz.- bir laf ederek:" Alışmam sevmem anlamına gelmez. Sen de bana alışıksın." diyor. Burada aslında filmin bir cümlelik özetinin geçtiğini söyleyebilirim.

Yıllar geçiyor ve Kevin'ın bir kız kardeşi oluyor. Eva arasını oğluyla ne kadar düzeltmeye de çalışsa bu hiç mümkün olmuyor. Kevin gene babasıyla kan kardeş gibi takılıyor. Eva ise Kevin'a hamileyken ve onu büyütürkenki sıkıntıları kızını büyütürken yaşamıyor ve onu iyice benimseyebiliyor. Ancak bir gün Kevin'ın kardeşine bakması gerekirken minik Lucy nasıl oluyorsa lavabo aç içiyor ve tek gözü kör kalıyor. Bu olayda Eva çılgına dönüyor ancak Franklin Kevin'ın kendini suçlu hissetmemesi gerektiğini söylemek istiyor. Cevap olarak "Ne suçlu hissedecekmişim ki? Büyüyünce unutur. Amaaan" şeklinde bir cevap alınca da Kevin'ı yatılı okula göndermeyi planlıyorlar. Bu planı duyan Kevin kendi planını yapmaya başlıyor. On altı yaşındaki monsieur okulda bisiklet satacağım ayağına bir sürü kilit satın alıyor ve ustası olduğu okçulukla öğrencileri teker teker avlayıp kendini spor salonuna kilitliyor. Eva okula geldiğinde olayın tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışıyor ve o sırada kilit kırılıyor. Kevin gayet havalı bir şekilde dışarı çıkıyor, annesini görüp gülümsüyor. Annesine karşı aldığı zaferin tadını çıkarıyor. Eva ise asıl sürprizle eve geldiğinde bahçede defalarca oklanmış kocasını ve küçük kızını görünce karşılaşıyor.

Paralel giden hikâyede ise çocuklarını kaybetmiş olan ailelere tazminatı ödemek için evini satmış, kötü bir yerde yaşayan, yolda sürekli diğer annelerin gazabına uğrayan, alkolik, ilaç bağımlısı ve olanlardan dolayı sürekli kendini sorgulayan Eva'nın halini görüyoruz. Burası da başlı başına bir "tek başına oyunculuk" şaheseri. Ayrıca ıslah evinden alınıp normal ceza evine gönderilecek olan Kevin ile en sonunda barışmaları da insanın şahsen benim) içine su serpiyor.
QuickEdit

You Might Also Like

Hiç yorum yok

Infinyteam