Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Anime / Manga Önerileri 53: Bakemono no Ko (The Boy and The Beast)


Bakemono no Ko (The Boy and The Beast)

Bölüm Sayısı: 1

Süre: 120 dk.

Tür: Aksiyon, macera, komedi



Bir önceki önerimde (bknz. Kotonoha no Niva ) size ağlamaktan helak olacağınız animeler önereceğim demiştim. Hah! Buyrun!

Bakemono no Ko dram değil, romantik hiç değil. Aksine birçok yerinde gülmekten kırılacağınız, güzeller güzeli bir anime-film. Ancak zaten böyle animeler etkiliyor en çok insanı. Aslan Kral gibi içinizi dışınıza çıkartacak dercede olmasa da, ona yakın bir biçimde sizi derinden etkileyeceği de kesin ayrıca.


Brüksel Festival Anima'da biletleri tükendiği için izleyememiştim Bakemono no Ko'yu. IF İstanbul'da ve daha birçok festivalde de gösterildi. O kadar iyi, o kadar güzel, o kadar o kadar bir anime ki, insana iki saatlik süre boyunca hangi boyutta yaşadığını unutturuyor.

Japonların anime serileri ve filmleri arasında dağlar kadar fark oluyor. Animelerde detaylara pek önem verilmez. Renkler soluk olur. Animasyonlar hüper süper düper değildir. Ancak anacım bir film yapıyorlar ki sormayın gitsin! Bunun en iyi örneği Psycho-Pass. "Serisi de filmi kadar kaliteli olsaydı keşke" diyor insan. Bakemonono no Ko bu "Japonlar iyi anime filmi yapar" algısını birkaç çıta birden yükseltiyor. Filmle ilgili getirebileceğim tek eleştiri, fazlasıyla Disney filmlerini andırıyor olması. Özellikle müzikleri, espiriler ve duygulandıran sahneler "Japonya'da geçen bir Disney animasyonu" algısı uyandırıyor. Bu eksikliği de araya klasik Japon ögeleri koyarak gidermeye çalışmışlar. Bana göre hava hoş valla, ne yapmaya çalıştılarsa çok güzel yapmışlar. Helal olsun.



Hikayesi de şöyle;

Babası ve annesi ayrı olan dokuz yaşındaki Ren, annesinin ölümünden sonra anneannesi ve dedesi tarafından büyütülmek istenir. Babasnın neden annesinin cenazesine gelmediğini merak eden Ren evden kaçar ve kendini Tokyo'nun kalbi, karman çorman Şibuya sokaklarında bulur. Gecenin körü bisikletlerin arasına sinen Ren kapüşonlu iki savaşçı görür. Ren'i fark eden savaşçılardan biri Ren'den onu takip etmesini ister. Kıllı ve büyük dişli olan bu savaşçıyı takip eden Ren, kendini Japonya'nın tam altında, yalnızca hayvan-canavarlardan oluşan yepyeni bir dünyada bulur. 


Ren'e peşinden gelmesini söyleyen, ayı-canavar Kumatetsu'dur. Sonradan anlaşılır ki canavarlar dünyasının en aksi ve korkunç derecede güçlü savaşçısı Kumatetsu, kimse onun öğrencisi olmak istemediğinden yolda gördüğü zavallı bir çocuğu -bizim Ren- canvalarlar dünyasına getirmiştir. Canavarlar insanların içinde karanlık bir yan olduğunu ve Ren bu karanlığa izin verirse canavarar dünyasının da dengesinin bozulacağını söyleyerek Ren'i aralarında istemezler. İnatçı ve dediği dedik Kumatetsu onları dinlemez ve Ren'i ileride iyi bir savaşçı olması için yetiştirmeye başlar.



Annesiz kalmış, yapayalnız küçük bir çocukla anında sinirlenen, kafasına estiğini yapan vahşi Kumatetsu'nun hikayesi, başarılı yan karakterler (yan karakterler dediğim de maymunla domuz ), müthiş müziklerle dolu bir şölen izletiyor bize Bakemono no Ko.



QuickEdit

You Might Also Like

Hiç yorum yok

Infinyteam