Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

İstemediği Hiçbir Şeyi Yapmayan İnsan




Bu yazı biraz kişisel olacak. Yani gerçi her yazı öyle ancak bu benim bizzat kendimin başından geçen hüper düper süper tecrübeleri de ihtiva edecek.
Kimdir efenim bu “Canının istemediğini hayatta yapmayan insan?” Baştan söyleyeyim; risk alır ve stratejik düşünce konusunda yetersizdir. Daha da kötüsü, benim de aralarına dahil olduğum küçük bir güruh stratejik düşünme yeteneğine sahiptir ancak işi pratiğe dökme konusunda yetersiz kalır. Bunu da sebebi nediiiiir? Tabii ki o düşünceler sonucunda vardığı noktaların tamamı “canının istemediği taraftan”dır.

Şööyle örnek vereyim; sanki sülalem rahatmış gibi lise sonra TM iken matematik ve geometri çalışmayı bıraktım. (Sakın siz denemeyin!) Lise üçten dörde geçtiğimiz yaz ÖSS kalktı, LYS YGS geldi. Hal böyle olunca da ben –ki matematiğimin iyi olmasına karşın- sınava bir ay kala matematik çalışmayı bıraktım. Bir ay kala evet, YGS’yi geçtikten sonra filan. LYS mat sınavının parasını da ödemiştik. Ailemin “Sınava gir bari ne olur ne olmaz” şeklindeki gayet makul baskılarını da sınav sabahı odamın kapısını kilitleyip uyuyarak def etmiştim. İşin komiği, canım sözelin “mantık” kısmına çalışmak istemediği için –hiç mantık dersi almadım, belirteyim- mantık da çalışmamıştım ve LYS’de tüm mantık sorularını boş bıraktım.

“Manyak mı bu kız? Neyine güveniyor?” diye sorabilirsiniz. Gençlikte insanın gözü daha kara oluyor, evet. Ancak bendeki durum bu değildi. Gitmek istediğim üniversiteyi ve bölümü bulmuş –iki seçeneğim vardı- ve hepsinin dört yıl boyunca vereceği dersleri, yurt dışı olanaklarını araştırmış, o bölümlere yetecek puanı yaparsam eğer kafamın rahat olacağına karar kılmıştım. Yani, boş bir “yapmamazlık” değildi. Ha, yine de saçmaydı evet ancak her insan kendi davranışlarından sorumludur ve eğer “canının istemediğini yapmama” haleti ruhiyesi de sizdeyse bu yapmamanın sonucunda karşılaşacaklarınızı ve kaybedeceklerinizi öncesinde iyi kestirmeniz gerekiyor.

Sınav sonucu ne oldu? İlk 1500’e girdim efenim. Dilediğim ikinci üniversiteyi kazandım. İşin komiği, Fransızca okutan bir liseden mezun olmama –Burak Bora Anadolu Lisesi- karşın İngilizce hazırlığı da geçtim. Benden çok daha iyi İngilizce bilen arkadaş sınav esnasında panik olduğu için geçemedi. Gerçi geçtikten sonra çat diye Amerikan öğretmenle derslere başlayınca “Ne diyor bu kadın? Ben kimim? Neden buradayım?” diye sorguladım kendimi ilk birkaç ay ancak sonra alışıyor insan işte.

Ha, belirteyim bu arada, artistliğim bununla da bitmiyor; dershanede birinci sınıfta olmama karşın “Ben ikinci sınıfın ortamını daha çok seviyorum” diyerek rehberlik öğretmeninden benim sınıfımı düşürmesini istemiştim. Çok eğleniyorduk biz ikinci sınıfta ya. Çok kral geçti benim o dönem. Rehber öğretmenine sınava son bir ay kala “Ben sözel istiyorum ya” filan da dedim adamcağızın kafasında son kalan iki üç tel de o zaman koptu işte. Laf da edemiyordu çünkü puanım düşmüyordu, yükseliyordu aksine. Genel sınavlarda ilk beşteyim ama düşük sınıftayım. Heeh yine mi geldik kafanıza göre bir iş yapacaksanız önce kimseye laf edecek söz bırakmamalısınız konusuna?  O zamanlar sol kaşımda ve dilimde piercing de vardı ve saçlarım kızıldı. Lisemden aldığım disiplin uyarılarının da haddi hesabı yoktu. Eve mektuplar geliyordu habire. Yemin ederim bu kadar artist bir çocuğum olsa cebine eroin koyar polise şikayet ederim. Öğretmenlerim ve ailem benim o artiz tavırlara iyi dayandılar. Ama işte, notların iyi olunca bir susuveriyorlar.



Üniversitede bir sorun yaşadım; bölümümün 15 yaşımdan beri gitmek istediğim ülkeyle, Belçika’yla anlaşması yoktu. Otelde animatörlük sonrasında da el işi standında turistlere dövme yapıp bilekliklerin üzerlerine isimlerini yazdığım dönemlerden beri Belçika’ya gitmek benim hayalimdi. Nedeni de Fransa gibi “overrated” olmaması ancak nüfusun %40’ının Fransızca konuşması idi. Artize bak yemin ederim yazarken sinirim bozuluyor. Neyse efenim baktım Erasmus listesindeki diğer ülkelere gidesim yok, buldum sevdiğim öğretmenlerden birini, anlattım böyle böyle “Ben Belçika’y gidecem, hayalim o benim” (Ben askere gidecem tonunda okursanız sevinirim) öğretmenim de “Bir üniversite anlaşma yapmak istiyordu bizimle ama çok anlaşmamız var diye düşünmemiştik. Onunla yapabiliriz dilersen” dedi. Bir hafta sonra baktım o bahsedilen üniversite listede. Okulun ilk –belki de son- Türk öğrencisi olarak sonraki sene Brüksel’e doğru yollandım.

Ha, bu istemediği şeyi yapmama durumu hep mi pozitif olarak döndü bana? Yöö! Blog işi örneğin, anime ve mangalar hakkında yazmaya canım yazmak istediği için başladım. Sonra baktım “Onu yaz”, “Bunu yaz,” Haçan öbüruni de yaz” filan diyor millet. Tabii bende bir mide bulantısı, ateş! “Canım onu yazmak istemiyooooo :’( :’(“ minvalinde şımarıklıklar. Ya ben dokuz yaşımda bale hocası “Sen çok irisin bale için” dedi diye sinirlenip gösteriden bir hafta önce dersi bırakıp üst katındaki gitar kursuna yazılan insanım. Bale hocası gitmiş annemle konuşmuş. “Bir hafta daha kalsın en azından,” diye. Annem de ikna edemedi tabii. Kadın her ders irisin irisin deyip duruyordu bale kursunda, gitar kursunda herkes rahat, kafasına göre Akdeniz Akşamları, Hani Benim Olacaktın filan çalıyor. Dedim kesseniz dönmem ben o baleye, dönmedim.

Anime konusunda ise ilk defa bir “okuyucu” kitlesiyle karşılaştığım için onların isteklerini de göz önünde bulundurmak zorunda kaldım. Ama zor işte a dostlar, bunca zamandır kafasının dikine gitmeye alışmış biri için zooor! Yazmak hadi neyse, ancak Youtube videoları çekmeye o kadar üşeniyorum ki anlatamam. Çekersem de o dönem canım istediği için yapıyorum. Şimdi tabii yaş aldım artık o kadar dik başlı değilim. Ancak yine de olmuyorsa olmuyor.

Neyse ki anime-manga blog yazarlığını seviyorum. Şu sıralar Güney Kore dizilerine takmış olsam da, kitap yazmayı seviyorum, takipçilerimle iletişimde kalmayı seviyorum. O yüzden çekiyorum daa nazınızı ya sevmesem yapmam <3


Evet, yazı kişisel oldu ancak bundan çıkartılacak sonuç; eğer canınız istemediği için bir şeyi yapmıyorsanız, sonuçlarına da katlanacaksınız. Bu sebepten önemlerinizi önceden alın ki sonrasında pişman olmayın. 
QuickEdit

You Might Also Like

Hiç yorum yok

Infinyteam