Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

Boxedwidth

Display Trending Posts

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Sevginin Anatomisi ve Fedakarlığın İç Yüzü




Eğer daha önceki yazılarımı okuduysanız ve olaylara bakış şeklime az-çok aşinaysanız burada da neler yazacağımı tahmin ediyorsunuzdur. Ha, eğer sitemin "Deneme-Yanılma" kısmına yeni başladıysanız yapacak bir şey yok, sert bir biçimde konuya dalacağım çünkü.
Bu konuyla bağıntılı yazılarım:

Sümüğümsü, Yeşil, İğrenç ve Narsist İnsan http://www.sutunc.com/2016/11/sumugumsu-yesil-igrenc-ve-narsist-insan.html

İyilik Yapmanın Nahoş Hafifliği http://www.sutunc.com/2016/04/iyilik-yapmann-nahos-hafifligi.html
Zamanında tüm kavramlara vermiş veriştirmiş, kendimde had bularak -neden bulmayayım ki?- en büyük narsistik davranışın çocuk sahibi olmak olduğunu savunmuştum. Tamamen kendi soyunu devam ettirmek ve kendini yüce hissetmek için gerçekleştirilen bir "eylem" çocuk sahibi olmak. İnsanın işin içine girdiği tüm kavramlar gibi çocuk sahibi olmak, özellikle anne olmak da asla ve asla pür ve saf bir eylem değil, aksine birçok bileşenin içine girdiği, aynı suluboya yaparken fırçadaki renklerin temizlendiği suyun bir süre sonra balçık rengine dönmesi gibi gıpgri bir "bilinçli istenç".



Kendini yüce, ihtiyaç duyulan biri olarak hissetmek insanın varoluşundan beri süre gelen "engin güce sahip olmak" isteğinin bir uzantısı. "Dünyanın hakimi olacağım nihöhöhöhöhöy!" diyen bir antagonistten bahsetmiyorum burada. Güç, kim olursa olsun, hayatına son vermeyi düşünen ve yaptığı hiçbir şeyden tat almayan depresif bir kişi de dahil olmak üzere herkesin elde etmeyi hayal ettiği şekilsiz şukulsuz bir "sonsuzluk". Şekilsiz olduğu için de biz insanoğlu dilediğimiz, ulaşmak istediğimiz gücü sembolikleştiriyoruz. Bazen bu bir taht oluyor, bazen işte ulaşmak istediğimiz bir mevkii, ancak çoğu zaman olduğu gibi bir "çocuk." Bunda kadınların bin yıllar boyunca güç savaşlarından uzak kalması ancak kadınlar da -doğal olarak- bir insan olduğu için en az erkekler kadar güce sahip olma aşkıyla yanıp tutuşmasının etkisi büyük. Tüm insanların bilinçli veya bilinçsizce ulaşmaya çalıştığı engin güce onun bakımına ve ilgisine muhtaç olan, onun söylediği sözleri tekrarlayan ve onu rol model alan bir "zavallının" üzerinden sahip olmaya çalışmak ise bildiğimiz en ilkel güç zaferi olarak adlandırılabilir. Kişinin gerçekleştiremediği hırslarını çocuklarına yansıtması, çocukları için saçını süpürge etmesi -burada "Senin için saçımı süpürge ettim lafı tam bir işgüzarlıktır. Fedakarlık yapmak konusu mazoşizm üzerinden sempati kazanmaya kadar irdelenebilir. Ancak burada tek bahsedeceğim şey, anneniz sizin için saçını süpürge etmiyor, tamamen kendi bencil amaçlarıyla dünyaya getirdiği zavallı bir canlının suçluluk hissetmesini gücünü onaylamasını istemekten başka bir dileği yok, o bunu yapmaktan da söylenmekten de "haz alıyor"-

Peki, sevgi bunun neresinde? Sade ve sadece kendini düşünen ve insan dediğimiz bu sarsak varlığın bir şeyi veya birilerini gerçekten sevebileceğini düşünen var mı?

İçinde güç ve çıkar ilişkisi olmayan hiçbir insan ilişkisi yoktur. Bazı ilişkiler bilinçlidir ve bu şekilde devam eder. Ancak bir insan kalkıp da bir kadın bir erkekle çok zengin olduğu için birlikte olduğu için aşağı görüyor ve kendi sevgisini yüceltiyorsa eğer diğerlerine yukarıdan bakmaktan başka bir iş yapmıyordur.

Sümüğümsü, Yeşil, İğrenç ve Narsist İnsan yazımda insanların asıl motivasyonunun farkında olarak gerçekleştirdikleri eylemlerin çok daha "dürüst" olduğunu savunmuştum. Burada da aynı şekilde. Bir kişiyi sevmek için sayısız nedeniniz olabilir. "Gerçek "sevgi" diye bir şeyin var olmadığının ve bu sevgi denen şeyin "ihtiyaçlar" ve "elde edilmesi gerekenler" olarak ayrıldığını düşünürsek, asıl yapılması gereken "sevgi"nin tanımına farklı bir açıdan bakmak olur.

Sevgiyi, karşılıksız yapılan, hissedilen bir eylem olarak değil de, insanoğlunun ihtiyacı olan bir duygu olduğunu ve bu ihtiyacı en iyi şekilde o anki ruhi ve fiziki haline göre karşılayabilecek kişiye yönelttiğini kabul edersek eğer, bu gerçeği bildiğimiz halde de çoluğumuzu çocuğumuzu "sevebiliriz".

Ben kutsal sayılan anneliğe ve sevgiye laf ediyorum da ileride evlenirsem filan beni taşa tutmayın. Benimle benzer görüşte olan birçok kişinin savunduğunun aksine ben anneliğe, evlenmeye, aşık olmaya, aileye, hatta ve hatta insanların çıkarları doğrultusunda ilişkiler geliştirmesine karşı değilim. Bunun bilincinde olup buna rağmen hayatıma devam etmeyi seçiyorum yalnızca. Bilmek her zaman mutsuzluk getirmez. Zaten benim bakış açım da insan tarafından oluşturulan "annelik", "sevgi, "güç" gibi kavramlar üzerinden tanımlandığı için insanoğlu ürünü olan her türlü kavram ve maddede olduğu gibi asla ve asla "mutlak doğru" olamaz.

İşin özü, siz yine sevin, sevilin.


Not: Verimli tartışmalarımız ve fikir alışverişlerimiz  için Işıl Şahin'e teşekkürler <3



QuickEdit

You Might Also Like

Hiç yorum yok

Infinyteam